(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 601, 739 parsel sayılı 17600 ve 12800 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle davalı Hüsnü, 594 parsel sayılı 7300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılardan Osman adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Mehmet, annesine ait tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Mehmet tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi uyarınca kesin hüküm, kesin delil teşkil eder, kesin hükümle sonuçlanan uyuşmazlığın tekrar aynı nedenlerle davaya konu yapılması mümkün değildir. Kesin hüküm itiraz niteliğinde olduğundan davanın her safhasında dikkate alınmak zorundadır. Zira kesin hüküm olumsuz dava şartıdır.
Sonuç: Açıklanan ve Mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA 22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy