(3402 S. K. m. 5, 27)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Karar: Kadastro sırasında 143 ada 4 parsel sayılı 32600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Diğer yandan kadastro sırasında 143 ada 5 parsel sayılı 5100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğinde Hazine adına, 143 ada 6 parsel sayılı 44853.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Cura oğlu Mevlüt ve Hacı İbrahim mirasçıları, müdahil Mustafa ve kardeşleri adlarına tescil edilmiştir. Dava konusu olduğu belirtilen bu üç parselle ilgili olarak Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 143 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davacılar Mustafa ve Hacı Mehmet adına tesciline, 143 ada 5 nolu parselin Hazine adına tesciline, müdahil Mustafa nın davasının reddine, davacıların dava konusu 143 ada 6 parsel hakkında açtığı men'i müdahale davasının reddine karar verilmiş; hüküm, müdahil Mustafa ve davalılar İbrahim , Mevlüt tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere ve kararda yazılı gerektirici nedenlere göre tarafların yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli 143 ada 4 ve 5 parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Çekişmeli 143 ada 6 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli parselin Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan 1981/78 esas sayılı davanın kapsamına girdiği, mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5 ve 27.maddeleri uyarınca genel mahkemelerde dava konusu olan taşınmazların geometrik ve hukuki durumunu saptamak görevi kadastro hakimine aittir. Kadastro ekibince geometrik ve hukuki durumunun belirlenmesi hukukça hiçbir değer taşımaz. Mahkemece, tutanak aslının dava dosyası ile birleştirilerek askı ilanları yaptırıldıktan sonra davaya bakılması gerekirken, bu doğrultuda işlem yapılmaksızın esas hakkında yargılama yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan 143 ada 6 parselle ilgili olarak açılan tüm davaların bu dava ile birleştirilmesi zorunlu olduğu halde mahkemece davaların birleştirilmemesi de isabetsizdir. Kabule göre de; kadastro hakimi itirazlı parsellerle ilgili olarak sicil oluşturmak zorundadır. Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde sicil oluşturulmaması ve sicilin açık bırakılması da doğru değildir. Hal böyle olunca, açıklanan şekilde işlem yapılarak tarafların tüm delilleri toplanarak ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy