(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz edenlerden Feridun Güneş ve arkadaşları vekili Avukat M.Emin Aktar ve Cemil Turgay vekili Avukat M.Ali Güloğlu ile Mehmet Sağlam ve Şehabettin Turgay ve Hazine vekili Avukat Armağan Örücü geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davalıların nizalı parsellere ait bulunduğu saptanan vergi kayıt sahibiyle olan akdi veya irsi ilişkisinin araştırılması, davacı ve müdahil tapularının yöntemince uygulanarak nizalı parsellerin hangi tarafın dayandığı kaydın kapsamında kaldığının kesin olarak saptanması, taşınmazların miktarı itibariyle zilyetliğin iktisaba elverişli nitelikte sürdürülüp sürdürülmediği yönleri üzerinde durulması, ondan sonra tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı Hazine, Zine Başarır mirasçıları, davalı Kasım Güneş mirasçıları, müdahil Cemil Turgay ile Feridun Güneş ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- a ) Müdahil davacı Cemil Turgay,25.11.1985 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiş ve bu beyanını 28.5.1992 tarihli duruşmada doğrulamıştır. HUMK.nun 95. maddesi gereğince davadan feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Feragatin iradeyi fesada uğratan bir nedene dayandığı, müdahil davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu nedenle müdahil davacı Cemil Turgay'ın yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
b ) Davacı Zine Başarır, tapuya dayanarak dava açmış ise de davacının dayandığı tapu kayıtlarının çekişmeli parselleri kapsamadığı mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Adı geçen kişinin taşınmazda zilyetliği de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
c ) Müdahil davacı Mahmut ve Behçet mirasçıları her birine ayrı ayrı 100'er dönüm arazi verilmesini belirterek temyiz isteminde bulunmuş iseler de kayıtların oluşum tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıllık süre geçmediğinden yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
d ) Davalı Kasım Güneş mirasçıları, vergi kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmışlardır. Dayanılan vergi kayıtlarının tümünün Kasım adına malik olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır. Eklemeli zilyetlikten yararlanabilmesi için kayıt maliklerinin rızasına dayanması zorunludur. Öte yandan, ilk kararda Kasım Güneş ile aleyhlerine temyiz olunan kişiler aynı safta bulunmaları nedeniyle kararın onlar tarafından temyiz edilmemesi Kasım lehine usuli müktesep hak kuralının ihlal edildiği anlamına gelmez. Taksim ve satın alma olgusunu da kanıtlayamamıştır. Açıklanan ve mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Dosya içeriğine, toplanan delillere, bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma, inceleme ve uygulamaya ve çekişmeli parsellerin değişmez sınırlı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği sabit olduğuna göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle dava konusu 29 ve 34 sayılı parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
3- Dava konusu 32 ve 33 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
a ) Dava konusu 32 sayılı parsele 15 numaralı vergi kaydının uyduğu, toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Ancak; kaydın değişebilir sınırlı olduğu kabul edilmiş ise de, bu konuda yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Vergi kaydının doğu, batı ve güney sınırlarının sabit olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Kaydın kuzey sınırı köy okumakta ise de parselin kuzeyinde 31 numaralı parsel bulunmakta ve 6 tahrir numaralı vergi kaydının revizyon gördüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece 31 sayılı parsele ait tutanak örneği getirtilmemiş, bu parselin tespitinin kesinleşip kesinleşmediği, parsele uygulanan vergi kaydının güney sınırını ne okuduğu ve kaydın sınırlarının sabit olup olmadığı gereği gibi araştırılmaksızın hüküm kurulmuştur. Açıklanan şekilde deliller toplanmalı, kaydın sabit sınırlı olup olmadığı kesin olarak saptanarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de, kayıt değişebilir sınırlı olarak nitelendirildiği halde kaydın oluşturulduğu tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık süre geçmediği halde kayıt miktarından fazla taşınmazın zilyetler adına tesciline karar verilmesi de doğru değildir.
b ) Dava konusu 33 sayılı parselin davalı tarafın dayanağını oluşturan 14 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve kaydın değişebilir sınırlı olduğu mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Değişebilir sınırlı olarak kabul edilen taşınmazların miktarlarına değer verilerek belirlenmesi zorunludur. Vergi kaydı 1937 yılında ihdas olunmuş, kadastro tespiti ise 1952 yılında yapılmıştır. Kaydın ihdas tarihinden tespit tarihine kadar zilyetlikle iktisap için öngörülen 20 yıllık süre dolmamıştır. Bu durumda kayıt miktarı kadar arazinin Ahmet Özbek ve Derviş Güneş mirasçıları adlarına, geri kalan bölümün ise Hazine adına tescile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Dava konusu 32 ve 33 sayılı parsellere ilişkin hükümlerin, davalı mirasçıları, müdahil davacılar ve Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekalet ücretine yer olmadığına 9.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy