(3402 S. K. m. 13, 14, 20, 30)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği Görüşüldü:
Kadastro sırasında 102 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 103 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 parsel sayılı 2323, 6936, 1455, 1406, 866, 2196, 1439, 788, 732, 1562, 717, 786, 1139, 3870, 5615, 7894, 1513, 4119, 2039, 1037 ve 920 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların tesbiti sırasında bu yerlerin çifte tapu kayıtları ve istimlak tapularının mevcut olduğu, tapu kayıt maliki ile istimlak edilen kişilerin farklı olması nedeniyle hak kaybına neden olmamak için konu kadastro komisyonuna intikal etmiş, kadastro komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parsellerin gerçek hak sahipleri olarak belirlenenler adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Eşref Köse ve Reşat Köse tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro Komisyonu tarafından verilen yetkisizlik kararı uyarınca dava konusu parsellere ilişkin uyuşmazlık Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca Kadastro Hakimi bu tür uyuşmazlıklarda gerçek hak sahiplerini belirlemek ve onlar adına tescile karar vermekle yükümlüdür. Tarafların iddia ve savunmaları açıkça tutanağa geçirilmemiş bir kısım deliller toplandığı halde gereği gibi uygulama yapılmamıştır. Ayrıca tarafların tümü usulen davaya katılmamış ve kendilerine savunma olanağı verilmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Hal böyle olunca; dava ile ilgili tüm kişilerin davaya katılmaları sağlanmalı, kendilerine savunma olanağı tanınmalı, tarafların iddia ve savunmaları kendilerine açıklattırılarak bildirdikleri ve bildirecekleri tüm deliller toplanmalı, dava konusu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmeli, kadastro tutanağında işaret olunan tüm tapu kayıtları tesis ve tedavülleri ile getirtilerek yerel bilirkişi aracılığıyla usulen mahalline uygulanmalı, tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini koruyup korumadığı ve kayıtların çakışıp çakışmadığı saptanmalı, kayıtların çakışması halinde doğru temele dayanan ve önceki tarihli kayda değer verilmesi düşünülmeli, taşınmazların öncesinin kimlere ait olduğu, kimlere kaldığı, parseller üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi ile nedenleri konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınmalı, paylaşımla ilgili toplanan deliller değerlendirilmeli, kamulaştırma haritaları da uygulanarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Temyiz itirazlarını bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy