(3402 S. K. md. 12)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2613 sayılı Yasa'ya göre yapılan kadastro sırasında 1300 ada 59 parsel sayılı 2299 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mütegayyip eşhastan kalmış harap bağ olup Hazine adına tespiti gerekmekte ise de; defterdarlığın 30.7.1968 tarihli yazısına binaen Gaziantep Belediyesi adına tespit edilmiştir. İtirazları Kadastro Komisyonunun 14.10.1970 tarihli birinci ek kararı ile reddedilen davacılar Ekrem İzgi ve müştereklerinin dava açması üzerine, 16.12.1971 tarihli ikinci ek komisyon kararı ile mahkemeden çıkacak karara göre işlem yapılmak üzere çekişmeli parselin malikhanesi davalı bırakılmıştır. Devam eden yargılama sonunda, 8.5.1972 tarihli karar ile usulüne uygun olmayan dava dilekçesinin iptaline karar verilmiştir. Kararların Şahinbey Belediyesi tarafından tebliğe çıkarılmasından sonra, davacılar Mehmet Ziver Güç ve müşterekleri vekili, 17.8.1995 tarihli dilekçe ile irsen intikal, tapu kaydı, ifraz, kesin hüküm ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Davacılar Fatma Güç ve müştereği tarafından kararın temyizi sonrası Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 14.12.1995 tarihli kararıyla onanması üzerine, 8.2.1996 tarihinde aynı nedenlere dayanarak dava açılmış, diğer davacıların davaları ile birleştirilmiştir. Yargılama sırasında Ali Saygılı harici satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacıların davalarının reddine, müdahilin davasının kabulü ile çekişmeli parselin müdahil mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve Şahinbey Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının iktisap sebebi sütununda taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilere ait olduğu bildirilmiştir. Kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Mahallinde yapılan keşifte bilirkişi ve tanıklardan bu yönde ayrıntılı bilgi alınmadığı gibi tutanak bilirkişi dinlenerek beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmamıştır. Komşu parsellerden 184 sayılı taşınmazın tapu kaydına dayanarak, diğer parsellerin ise belgesizden tespit edildiği anlaşılmaktadır. 184 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı mahallinde uygulanmamış, kaydın doğu sınırında gösterilen Hasan, kuzey sınırında gösterilen Ali Veli, güney sınırında gösterilen Tevfik taşınmazı ile batı sınırında gösterilen Hazineye ait taşınmazın neresi olduğu, kaydın yönlerinde değişme ve kayma olup olmadığı saptanmamıştır. Hal böyle olunca; 184 sayılı parseli çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve kayıtları getirtilerek mahallinde mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime kaldığı kesin olarak saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy