(3402 S. K. m. 13, 14, 16, 18, 20)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 192 ada 78 parsel sayılı 11.306.94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine üzerindeki incir ağaçlarının davacıya ait olduğu şerhi verilerek dava dışı 192 ada 11 parsele uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı R. Kazancıoğlu, yasal süresi içinde vergi kaydı ve imar ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı R. Kazancıoğlu adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı, kamu orta malı mera vasfı taşımadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya konu 78 sayılı parsel davacı adına tespit edilip kesinleşen 11 nolu parsele uygulanan 1938 tahrir yıllı ve 451-452 numaralı vergi kaydının bu yönü mera okuması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacının dayandığı anılan vergi kaydının davacı adına tespit edilip kesinleşen 11 sayılı parsele ait olduğu ve davalı parsel yönünü mera okuduğu mahallinde yapılan uygulama ile belirlendiği gibi, eylemli durumda taşınmazın kamu orta malı niteliğinde meraya bitişik olduğu ve bir kısım komşu parsellere uygulanan kayıtların da davalı parsel yönünü mera okuduğu saptanmıştır. Mera hududu genişletilmeye elverişli hudutlardan olup, meraların zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Her ne kadar arazi başında dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazın tarım arazisi olduğunu ve 40 yılı aşkın süredir davacı tarafça sürülüp ekildiğini ifade etmişlerse de; resmi kayda ve özellikle davacının kendi dayandığı kayda aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez.
Hal böyle olunca; davacının davasının reddine, taşınmazın tespitte olduğu gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy