(3402 S. K. m. 13, 19/2)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 41 parsel sayılı 9054.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Hıdır Yiğitkaya adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın öncesinin orman olduğu ve zeytincilik parseli olarak kimseye tahsis edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterdiği 4536 metrekarelik kısmın davacı Hazine adına, (B) ile gösterilen 4518.80 metrekarelik kısmın davalı Hıdır Yiğitkaya adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı nedenlerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve teknik bilirkişi Özgür Uyar tarafından düzenlenen krokide (B) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde davalı Hıdır Yiğitkaya adına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği belirlenmiş olmasına göre Hazine'nin bu bölüme ilişkin temyiz itirazlarının reddine ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
2- Davalının aynı krokide (A) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak taşınmaz üzerinde kadastro tespitinden önce oluşturulan muhdesat bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olduğu halde, mahkemece muhdesat hususunda hüküm kurulmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği hükme bağlanmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece muhdesat yönünden araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, bu hususun kararda tartışılmaması ve bu yönden hüküm kurulmaması isabetli bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy