(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 427)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 135 ada 66 parsel sayılı 431 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı, irsen intikal, hisse satışı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 60/540 hissesi davacı Veli Çimen, 180/540 hissesi davalı Musa Çimen ve müşterekleri, 180/540 hissesi Kemal Oduncu ve müşterekleri, 120/540 hissesi ise Ali Çimen ve müşterekleri adlarına tespit edilmiştir. Davacı Veli Çimen, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tamamının adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüyle, çekişmeli parselin 60/360 hissesinin davacı Veli Çimen, 120/360 hissesinin davalı Ali Çimen ve müşterekleri, 180/360 hissesinin ise davalı Musa Çimen ve müşterekleri adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Kemal Oduncu tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Temyiz eden Kemal Oduncu, tespit maliki olduğu ve 8.5.1992 tarihli dilekçeyle taşınmazın tamamı hakkında dava açıldığı halde dava dilekçesinde temyiz edenin isminin gösterilmemesi isabetsiz olduğu gibi, yargılama sırasında adı geçen kişinin husumetin yaygınlaştırılması suretiyle davaya dahil edilmesi gerekirken bu işlem yapılmadan yokluğunda yargılama yapılıp aleyhine hüküm kurulması yasaya aykırıdır. Ayrıca, eylemli durumda 135 ada 65 ve 66 numaralı parsellerin bir bütün oluşturduğu, tespite esas olan ve temyiz edeninde hissedar bulunduğu 1.11.1958 tarih 3 numaralı tapu kaydının her iki parseli de kapsadığı mahkemece yapılan uygulamayla belirlenmiştir. Tapuda hissedar olan ve tespitte de malik olarak gösterilen Kemal Oduncu'nun tapudaki hissesini herhangi bir nedenle davacılara veya diğer hissedarlara devredip devretmediği ve taşınmazın taksime konu edilip edilmediği yeterli şekilde araştırılmadan hüküm kurulması da isabetli değildir. Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy