(3402 S. K. m. 42)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 199, 426 parsel sayılı 179.000 ve 373.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 199 sayılı parselin teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 30.000 metrekare miktarındaki bölümünün 1/2 hissesinin davacı, 1/2 hissesinin Hazine, 426 sayılı parselin (A) harfiyle gösterilen 10.000 metrekare miktarındaki bölümünün davacı adına teciline, her iki parselin geriye kalan bölümlerinin mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların temyize konu bölümlerinin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve kamu orta malı mer'a ile ilgisinin olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Her iki parselin kadastro tespit tutanağının edinme sebebi sütununda taşınmazların kadim mer'a olduğu ifade edilmiştir. Mahkemece temyiz edilen bölümler yönünden tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin dinlenmemesi ve aykırılığın giderilmesi için hiç bir çaba gösterilmemesi doğru değildir. Ayrıca, taşınmazın başında dinlenen yerel bilirkişi 426 numaralı parselin temyize konu bölümünün kadim ziraat arazisi olduğunu ve tahıl ziraatinde kullanıldığını belirtmesine rağmen taşınmazın niteliğiyle ilgili olarak bilgisine başvurulan uzman ziraat bilirkişisi 4.11.1991 tarihli raporunda 426 numaralı parselin tamamının mer'a bitkileriyle örtülü olduğunu belirtmiştir. Mahkemece bu parsel yönünden yerel bilirkişi beyanıyla uzman bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmaması ve bir tek bilirkişinin maddi olaylara dayanmayan mücerret ifadesine itibar edilerek hüküm kurulması doğru değildir. Bunlardan ayrı olarak taşınmazın niteliği ve kullanımı durumuyla ilgili olarak dinlenecek tanıkların yasa gereği arazi başında dinlenmeleri gerekirken mahkemece köy muhtarı Nadir Eren ile tanık Ahmet Eren'in duruşmada tespit edilen ifadelerinin de hükme esas alınması yasaya aykırıdır. Bu tür eksik soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada menfaati bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemlerle belirlenecek taraf tanıkları huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dayanılan vergi kayıtları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespite ve belirtmelik tutanağındaki ifadelere aykırı sonuca varılması halinde belirtmelik ve tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberinde götürülecek uzman ziraat mühendisi veya heyetinden taşınmazların davaya konu bölümlerinin kamu orta malı mer'a olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi raporlarının önceki raporlara ve tespite aykırı düşmesi halinde bu aykırılığın nedeni üzerinde durulup giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy