(3402 S. K. m. 3, 4)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Şefik ve arkadaşları vekili ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 88, 89, 143 ve 144 parsel sayılı sırasıyla 2.500.250, 2.316.250, 11.250 ve 12.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacılar tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 88 ve 89 nolu parsellerin mer'a olarak sınırlandırılmasına, 143 nolu parselin 1/2 payının Hamza, 1/2 payının Zülfikar, 144 nolu parselin 1/2 payının Mehmet, 1/2 payının Mehmet adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil Şefik, müdahil davacı Ahmet, Hamza, Zülküf, davalılardan Fethi ve 11 arkadaşı, Sultan ve 16 arkadaşı ile Şefik ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tarafların tapu kayıtlarının uygulanması konusunda değerlendirme yapılmaksızın harici gözleme ve ziraatçi bilirkişisi raporuna değer verilerek eksik uygulama ve hatalı değerlendirme sonucu 88 ve 89 nolu parsellerin mer'a olarak sınırlandırılmasına 143 ve 144 nolu parsellerin ise tarım arazisi olarak kişiler adına tesciline karar verilmiştir. Dava Asliye Hukuk Mahkemesinden devredildiği halde kapsamı tam olarak değerlendirilmemiş, davacı tapusu uygulaması ve değerlendirmesi yapılmamış, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları celp olunarak uygulamada yararlanılmamıştır. Taşınmazların sadece dış görünümü hakimin gözlemi ve ziraatçi raporu değerlendirmede nazara alınabilir ise de; hukuki tavsif için tek başına yeterli değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davanın esasını teşkil eden 25.9.1981 tarihli dava dilekçesi keşifte okunmalı doğudaki "çay" batıdaki "kabristan", güneydeki "kortik çeşmesi" ve kuzeydeki "tarikan harabesi" hudutları zeminde gösterilerek, davanın hangi kadastro parsellerine tekabül ettiği kesin olarak saptanmalıdır.
Mahkemece davanın kapsamının belirlenmesi için yukarıda belirtilen işlem yapılmadan Tapulama Müdürlüğü'nün 14.1.1983 tarihli cevabi yazısı esas alınmak suretiyle davanın kapsamının belirlenmesi yönüne gidilmesi doğru değildir. Hangi parsellerin men'i müdahale davasına konu olduğunu belirlemek Kadastro Hakiminin görevidir. Davaya konu parseller doğru olarak saptandıktan sonra itirazlı oldukları anlaşılan komşu 78, 84 ve 87 nolu parsellerle, davalı oldukları anlaşılan 71, 72, 73 nolu mer'a parsellerine ilişkin araştırma yapılarak, anılan parseller yönünden mer'a ihtilafına ilişkin derdest dava var ise birleştirme yönü üzerinde durulmalı, komşu parseller ve çevresindeki parsel kayıtları da celbedilerek uygulamada yararlanılmalıdır.
Ayrıca, tespitte uygulanan Şubat 327 tarih 1969 nolu Hakkı Kararla oluşan mezru ve gayri mezru araziye ilişkin tapu kaydının da kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği sorularak belgelendirilmeli, komşu parsel tutanak ve dayanakları eksiksiz olarak getirtilmeli, ondan sonra komşu köyden seçilecek yaşlı ve tarafsız 3 kişilik mahalli bilirkişi huzuru ile tapu kaydı sınırları yönünden askeri haritadan da yararlanılmak sureti ile taşınmaz başında keşif icra edilmeli, tespit tapusu ile tarafların dayandığı diğer tapu kayıtları yöntemince uygulanıp sınırları haritada teker teker gösterilmeli, hudutları bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara komşu köyden tanık dinletme olanağı sağlanmalı, taşınmazların vasfı yönünden üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, taşınmazlar tapu kaydı kapsamında ise sırf mer'a olarak görünmelerinin ( kadim veya tahsisli mer'a olmaları söz konusu değilse ) özel mülkiyete konu olmalarını engellemeyeceği düşünülmeli, keşif sonrası müdahil olan ve tapu kaydına dayanan Şefik'ın iddiası yönünden de gerekli inceleme, uygulama ve değerlendirme yapılmalı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüşü olaylara dayalı olarak saptanmalı ve tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece dava dilekçesinin kapsamı, diğer bir ifade ile davaya konu parsellerin hangileri olduğu kesin olarak saptanmadan ve taşınmazların niteliği ile ilgili olarak yukarıda yazılı olduğu şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 375.000.000.TL. Avukatlık vekalet ücretinin aleyhine temyiz istenilen taraftan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren temyiz eden tarafa verilmesine, 1.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy