(3402 S. K. m. 16)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 176 ada 30 parsel sayılı 1680 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz komşu 11 ve 12 sayılı parsellere uygulanan vergi kaydının bu parsel yönünü mer'a okuması ve kayıt miktar fazlası olması nedeniyle mer'a vasfıyla sınırlandırılmıştır. Davacı, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanı kabulüne ve çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı, kamu orta malı mer'a vasfı taşımadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya konu 30 sayılı parsel davacı adına tespit edilip kesinleşen 12 nolu parsele uygulanan 1936 tahrir yıllı ve 387 numaralı vergi kaydının bu yönü mer'a okuması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacının dayandığı anılan vergi kaydının davacı adına tespit edilip kesinleşen 12 sayılı parsele ait olduğu ve davalı parsel yönünü mer'a okuduğu mahallinde yapılan uygulama ile belirlendiği gibi, eylemli durumda taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mer'aya bitişik olduğu ve bir kısım komşu parsellere uygulanan kayıtların da davalı parsel yönünü mer'a okuduğu saptanmıştır. Mer'a hududu genişletilmeye elverişli hudutlardan olup, mer'aların zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Her ne kadar arazi başında dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazın tarım arazisi olduğunu ve 30 yılı aşkın süredir davacı tarafça sürülüp ekildiğini ifade etmişlerse de; resmi kayda ve özellikle davacının kendi dayandığı kayda aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Hal böyle olunca; davacının davasının reddine, taşınmazın tespitte olduğu gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy