(2859 S. K. m. 4 )
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2859 sayılı Yasaya göre yapılan kadastro sırasında davacıya ait eski 1634 parsel sayılı 21.100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 212 ada 11 parsel numarasıyla ve 19.749.26 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde taşınmazındaki eksilmenin haklı bir nedene dayanmadığını ileri sürerek komşu parseller hakkında dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide "A" harfiyle gösterilen 446.41 metrekare ve "B" harfiyle gösterilen 188.50 metrekarelik kısımların davacı adına tesciline karar verilmesi halinde mülkiyet uyuşmazlığı yaratılacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 2859 sayılı Kadastro ve Tapulama Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğmaktadır. Anılan Kanun'un 4. maddesinin 2. bendinde "yenileme işlemi sırasında ilk kadastro veya tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırlarına itibar olunması esas alınır." Hükmü yer almış bulunmaktadır. İlk kadastro paftasının uygulanamaması halinde yapılacak işlemler maddenin diğer bentlerinde düzenlenmiştir. Müşahhas olayda ilk kadastro paftasının uygulanamaması gibi bir durum söz konusu değildir. Teknik bilirkişi harita mühendisi Yaşar Gürgen tarafından düzenlenen krokide "A" ve "B" harfleriyle gösterilen bölümlerin davacıya ait eski 1634 numaralı parsel hudutları içerisinde kaldığı belirtilmiş ve bu husus krokiden de açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca 14 numaralı parsel içerisinde kalan "A" bölümü ile 16 numaralı parsel içerisinde kalan "B" bölümlerinin davacıya ait olduğunun kabul edilip bu bölümler yönünden davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy