(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 253 ada 6 parsel sayılı 58184.93 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadim mer'a olması nedeniyle mer'a vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacılar, yasal süresi içinde kendilerine ait olan 4 parselin yanında bulunan takriben 9000 metrekarelik yerlerinin mer'aya yazıldığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişme konusu 253 ada 6 parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde "B" olarak gösterilen bölümün davacılar İskender, Hüseyin Doğan, Saniye, M.Arif, Sevdete ve Mutebi adlarına, 1/6'şar oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu orta malı mer'a vasfı taşımadığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmaz kamu orta malı mer'a olarak sınırlandırılmış, davacı çekişmeli taşınmazın adlarına tespit edilen 4 numaralı parsele bitişik bölümünün kendilerine ait olduğu ve 4 numaralı parsele uygulanan tapu kaydı kapsamında kalıp mer'a niteliği taşımadığından bahisle dava açmıştır.
Mahkemece 4 ve 6 numaralı parsellerin davaya konu edildiğinden bahisle tutanak asılları dosyaya celp edildiği halde sonuçta sadece 6 numaralı parsel ile ilgili olarak hüküm kurulmuş, tapu kaydında davalı şerhi bulunan 4 numaralı parsel hakkında hüküm kurulmaması doğru bulunmamaktadır. Ayrıca mahkemece 4 numaralı parsele uygulanan 2.10.970 tarih 88 numaralı tapu kaydı ve tedavüllerinin celp edilip mahalline uygulanmaması, tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmaması, taşınmazın niteliğinin ve davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamının belirlenmesinde komşu parsel kayıtlarından yararlanılmaması isabetsiz olduğu gibi taşınmazın bir bölümünün zilyetliğe dayanılarak davacılar adına tesciline karar verildiği halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde yazılı sınırlama ile ilgili olarak hiçbir soruşturma yapılmamış olması da isabetli değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için; varsa bölge ile ilgili mer'a norm karar ve haritası ile tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler, 4 numaralı parsele uygulanan tapu kaydı, tedavülleri ve haritası celp edilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle tespit edilecek tanıklar huzuru ile keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın dayanağını oluşturan ve 4 numaralı parsele revizyon gören tapu kaydı ve tedavülleri ayrı ayrı okunup hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtta yazılı olup zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, kaydın haritasından da istifade ile kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir.
Taşınmazın başında dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kamu orta malı mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı, kime ait olduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak araştırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları denetlenip davacının dayandığı 4 numaralı parsele revizyon gören tapu kaydı ile komşu parsel kayıtlarının davalı parsel yönünü ne okuduğu kesin olarak saptanmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda ve belirtmelik tutanak ve eklerinde yazılı olanlara aykırı düşmesi halinde tespit tutanağı ve belirtmelikte görev almış tüm şahıslar tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, uygulama sonunda dayanılan kayıtların davalı parsel yönünü mer'a okuması halinde resmi kayda aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği ilkesi nazara alınmalı, araştırma neticesinde taşınmazın davaya konu edilen bölümünün mer'a olmadığı tapu kaydı kapsamında kalmadığı ve fakat zilyetlikle iktisap şartlarının davacılar yararına gerçekleştiği belirlendiği takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde yazılı sınırlama ile ilgili olarak Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde araştırma yapılıp, şartlar uygun bulunduğu takdirde taşınmazın bu bölümünün davacılar adına tesciline, geri kalan bölümünün mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi 4 numaralı parsel ile 6 numaralı parselin davacılar adına tescile karar verilen bölümü dışındaki arazi hakkında hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy