(3402 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 116 ada 25, 26 parsel sayılı 90236.78 ve 121510.88 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali davası davaya konu olan parseller hakkında tutanaklar düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parseller tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişme konusu 116 ada 25 parselin 1/2 hissesinin Kadime oğlu Mehmet, 1/2 hissesinin Nuriye oğlu Mehmet adına, 116 ada 26 parselin ise Ökkeş mirasçıları adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Hazinenin dayanağını oluşturan Temmuz 1339 tarih 14 nolu tapu kaydının davaya konu parselleri kapsamadığı, davalıların dayandığı tapuların taşınmazları çevrelediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, uygulama hükme yeterli olmadığı gibi değerlendirmede dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hazine davaya konu taşınmazların Temmuz 1339 tarih 14 numaralı Hazine tapusu kapsamında kaldığını, bu tapunun 8000 dönüm miktarında olup, 1006 dönümünün borçlanma yolu ile muhtelif şahıslara verildiğini, bu arada Mart 1931 tarih 27 nolu tapu ile davalılara da 15 dönüm yer verildiğini, davalılar ve Hazinenin hasım olmadığı, bir miktar tashihi davası sonunda tapularındaki miktarı 210907 metrekare çıkardıklarını, Hazine tapusu kapsamında kalan bu artırımın hukuken geçersiz olduğunu ileri sürerek davalıların tashihle oluşan tapularının iptalini talep etmiştir.
Mahkemece taraf tapuları celp edilip, uygulama yapıldıktan sonra Hazine tapusunun taşınmaza uymadığı, davalılar tapusunun davalı parselleri kapsadığı kabul edilerek Hazinenin davasının reddine, taşınmazların davalılar adına tesciline karar verilmiştir. Mahkemece Hazine tapusunun taşınmazlara uymadığı kabul edilmiş ise de; bu konudaki uygulama yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazların başında 12.11.1998 tarihinde icra edilen keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar her iki taraf tapusunun da parselleri kapsadığını bildirdikleri gibi teknik bilirkişi 17.12.1998 tarihli ayrıntılı rapor ve krokisinde taşınmazların taraf tapularının kapsamında kaldığı mütalaasında bulunmuştur. Mahallinde 1.11.2000 tarihinde icra olunan keşifte görev alan teknik bilirkişi , 29.1.2001 tarihli raporunda Hazine tapusunun davalı parselleri kapsamadığını, 5.4.2001 tarihli ek raporunda ise kayıt kapsamının kesin olarak tespit edilemediğini bildirmiştir. Bilirkişilerin raporları arasındaki çelişki açıktır. Mahkemece bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davalıların tapusunun taşınmazları kapsadığı kabul edilirken bu kaydın temelini teşkil eden Hazine tapusunun bu yerleri ne sebeple kapsamadığının tartışılmaması da doğru değildir.
Hal böyle olunca; öncelikle davaya konu parsellere komşu taşınmazlarla Hazinenin uhdesinde iken satışla şahıslara intikal eden 1006 dönüm yerle ilgili tespit tutanakları ile bu parselleri kenardan çevreleyen tüm taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde harita mühendislerinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi kurulu huzuru ile keşif icra olunmalıdır.
Keşif sırasında tapu kayıtlarındaki hudutlar okunup yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtta yazılı olup bilirkişilerce gösterilemeyen hudutlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların niteliği, intikali ve kullanımı hususunda ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, harita mühendisleri heyetinden Hazinece satılan 1006 dönümlük alanı da gösterir, kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı, deliller değerlendirilirken davalıların Hazinenin hasım olmadığı, bir dava ile miktarı artırılan davalılar tapusunun Hazine yönünden bağlayıcı olmayacağı nazara alınıp, bundan sonra gerekli değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen biçimde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; davalı olması nedeniyle taşınmazların malikhaneleri boş bırakıldığı halde tefhim edilen kısa kararda tespit gibi tescile karar verilmesi, 26 sayılı parselin tescili sırasında veraset ilamı esas alındığı ve veraset ilamında Ökkeş oğlu İbrahim 'de mirasçı olduğu halde hükümde İbrahim e hisse verilmemesi de isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy