(3402 S. K. m. 15/2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle: "Dava dışı 3067 nolu parsel tutanağında yazılı kayıt ve belgeler ile mahkeme kararı ve dayanaklarının getirtilmesi Mart 1291 gün ve 166 nolu tapu kaydı ile Körez ve mirasçıları arasındaki ilişkinin saptanması, bir ilişkinin varlığı belirlendiği takdirde bu kaydın yöntemince zemine uygulanması ve Körez in mirasçıları arasında paylaşımın olup olmadığının araştırılması, bundan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 3068 nolu parsele yönelik davanın reddine, bu parselin davalı Tahir mirasçıları adlarına payları oranında tesciline, çekişmeli 3092 nolu parselin ise 1/2 payının Adem mirasçıları adlarına, 1/2 payının da Abdullah oğlu Ali ve Hasan kızı Fatma adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, kök miras bırakan Ali'nin terekesinin paylaşıldığı saptandığına, mahkemece paylaşıma ve kullanıma değer verilerek hüküm kurulduğuna göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli 3068 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Dava konusu 3092 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince, çekişmeli parselin öncesinin tarafların ortak kök miras bırakanları Ali'ye aidiyeti tartışmasızdır. Mirasbırakan Ali'nin terekesinin 1940'lı yıllarda paylaşıldığı ve taşınmaza davacı Adem'in zilyet olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Paylaşımla miras şirketi ve iştirak halinde mülkiyet durumu son bulmuştur. Zilyetlikle iktisap için iyiniyet şart değildir. Davalı Abdullah'a paylaşımda payın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/2. maddesi uyarınca davacı Adem tarafından iktisap edildiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca; tespit maliki Abdullah'a ait payın da davacı Adem mirasçılarına verilerek taşınmazın tamamının adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy