(1086 S. K. m. 72) (3402 S. K. m. 13) (766 S. K. m. 54 )
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 325 parsel sayılı 29.300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, ifraz, taksim, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Fatma ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Muteriz davacılar ve arkadaşları, taşınmazda pay sahibi olduklarına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, itirazların reddine ve temyize konu 325 sayılı parselin "tespit gibi tesciline (İsmail ve Sadık adlarına)" karar verilmiş, hüküm davalılardan Fatma vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemi 325 sayılı parsele ilişkindir. Kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümlerine göre davalı Fatma'ya usulen tebliğ olunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece kararın kesinleştirilmesi kanuna uygun bulunmamaktadır. Temyiz isteminin süresinde olduğu saptanarak işin esası incelenmiş, tespitin 1959 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapıldığı, yargılama sonunda 1960/160 esas ve 1966/100 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. İsmail ve Sadık tarafından usulen açılan bir dava bulunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca hakim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın davayı çözümleyemez. Mahkemece dava reddedildiğine göre karar tarihindeki 766 sayılı Kanun'un 54. maddesinin de uygulama yeri bulunmamaktadır. Usulsüz yapılan kesinleştirme sonucu tapu kaydı oluşturulması ve tapuda işlem yapılması da sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca; taşınmazın tutanakta gösterilen tespit malikleri adlarına payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 08.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy