(1086 S. K. m. 237, 297)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden H. ( A. )vekili Avukat S. ile aleyhine temyiz istenilen N. vs. vekili Avukat M.Y. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 177 ada 24, 178 ada 9 ve 27, 194 ada 10,203 ada 9, 204 ada 7,9, 10, 11,214 ada 20, 227 ada 1,2,3,4,5,228 ada 1,2,3 ve 230 ada 1 parsel sayılı muhtelif yüz ölçümlerdeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan hisseye müdahalenin önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesi'nde çekişmeli parsel tutanaklarıyla dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacının davasının reddine, çekişmeli parsellerin ayrı ayrı davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Çekişmeli parsellerin tarafların ortak miras bırakanı M'den kaldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık miras bırakının dava konusu taşınmazların tümünü davalılara satıp satmadığı, satış senedinin geçerli olup olmadığı, kesinleşen hükmün kesin hüküm teşkil edip etmediği ve taşınmazların tamamını kapsayıp kapsamadığı noktalarında toplanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm kesin delil niteliğinde olup taraflar yönünden bağlayıcıdır. Ancak, mahkemece kesin hükmün krokisi yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla mahalline uygulanmamış, kesin hükmün dava konusu parsellerin tamamını kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiştir. Mahallinde keşif yapılarak açıklanan şekilde uygulama yapılmalı, kesin hükmün taşınmazların tamamını kapsaması halinde davanın reddine karar verilmelidir. Kesin hüküm kapsamında kalmayan taşınmazlar yönünden tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Davalıların dayandığı senet Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun düzenlenmediğinden bağlayıcı nitelik taşımamaktadır. Kesinleşen hükümde senedin geçerli kabul edilmesi sonuca etkili değildir. Zira, kesin hükmün hüküm fıkrası bağlayıcı olup gerekçesi bağlayıcı değildir. Tapusuz taşınmazların temliki her türlü delille kanıtlanabilir. Hal böyle olunca; açıklanan şekilde işlem yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA Yargıtay duruşması için belirlenen 375.000.000.-TL avukatlık vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine 19.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy