(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte taraflardan gelen olmadığı görülerek evrak üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 133 ada 11 parsel sayılı 10.112 metrekare miktarındaki taşınmazın Fatma Y., 133 ada 13 parsel sayılı taşınmazın Halil B., 16 parsel sayılı taşınmazın ise Melahat S. adına, 113 ada 12 parsel sayılı 4160 metrekare miktarındaki taşınmaz ise tapu kaydı nedeniyle Süleyman Akın adına tespit edilmiştir. Davacı Vakıflar İdaresi, 26.4.1937 tarih 124 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle adlarına tespit edilen 133 ada 14 ve 15 sayılı parsellerin 16.050 metrekare eksik bırakıldığı ve eksikliğin komşu 11, 12, 13 ve 16 sayılı parsellerden kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen 5573,92 metrekare miktarındaki taşınmaz bölümünün 133 ada 14 parsel, (E) ve (D) harfleriyle gösterilen 10.120.08 metrekare miktarındaki taşınmaz bölümünün 133 ada 15 parsele ilavesi suretiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü adına, 133 ada 11, 12, 13 ve 16 parsel sayılı taşınmazların eksilen yeni miktarlarıyla tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılardan Halil B. ve Fatma Y. mirasçıları ile davalı Süleyman A. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Vakıflar İdaresinin dayanağını oluşturan tapu kaydının revizyon gördüğü 14 ve 15 numaralı parsellerin dışında 11, 12, 13 ve 16 numaralı parsellerin bir bölümünü de kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Davacı Vakıflar İdaresi, 14 ve 15 numaralı parsellere revizyon gören tapu kaydının miktarından daha az bir arazi bölümüne uygulandığını, tapu kaydı kapsamında kalan bir kısım arazinin komşu parseller içerisinde tesbit gördüğünü ileri sürerek dava açmıştır.
Davalılar tapu kaydı ve zilyetliğe dayanmışlardır. Mahkemece vakıfnameye dayanılarak oluşturulan 17.3.937 tarih 22 numaralı Vakıflar İdaresi tapusuyla, 12 parsele revizyon gören davalı tarafın dayandığı tapu kaydı getirtilip dosyaya konulduğu halde davacının tapusunun dayanağı olan vakfiye getirtilip dosyaya konulmamış, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortak sınır uyuşmazlığı olduğu nazara alınarak sınırlarda bir değişiklik yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa bu değişikliğin hangi tarihte ve ne suretle gerçekleştirildiği hususu üzerinde durulmamış, yargılama sonunda 16, 11, 12 ve 13 numaralı parsellerden ifrazen 14 ve 15 numaralı parsellere katılan arazinin toplam ne kadar olduğu ve Vakıflar İdaresi adına ne miktar arazinin tescil edileceği belirtilmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle mahkemece de davalı olduğu kabul edilen 14 ve 15 numaralı parsellerin tutanak asıllarıyla Vakıflar İdaresinin tapusunun dayanağını oluşturan vakıfname ve 17 numaralı parsele uygulanan tapu kaydının varsa haritası getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. İcra edilecek keşif sırasında dayanılan vakıfname ve varsa krokisi, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ve eki olan kroki, davalıların dayandığı kayıtlarla 17 numaralı parsele uygulanan tapu kaydı ve varsa haritası ayrı ayrı okunup yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi huzuruyla uygulanıp kapsamları belirlenmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişi tarafından gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, Arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlar arasındaki ortak sınırla ilgili ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, sınırlarda değişiklik olup olmadığı özellikle doğudaki derenin 14 ve 15 numaralı parseller aleyhine yer değiştirip değiştirmediği, taşınmazlar üzerinde bulunduğu bildirilen zeytinlerin kaç yaşlarında olduğu, vakıf arazisi olarak bilinen taşınmaz üzerindeki zeytinlerin yaşlarıyla komşu parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının yaş ve sıklıkları bakımından bir farklılık bulunup bulunmadığı, bu parseller üzerindeki zeytinlerin hangi tarihte kimler tarafından dikilip yetiştirildiği etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, doğudaki dere hududunun gayri sabit hudutlu olduğu ve doğudaki parsellerin vakıf arazisine doğru genişlediği belirlendiği takdirde bu genişlemenin 10, 11 ve 17 numaralı parseller bakımından bir bütün olarak düşünülüp genişlemenin bu parsellerin üçünü de içine alacak şekilde ve düz bir hat teşkil edecek tarzda olabileceği nazara alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy