(2644 S. K. m. 31) (3402 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 1027)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 467,468,469,470,471,474,475 ve 476 parsel sayılı 29630, 25579, 10480,9566, 11701,28986, 16.576 ve 27899 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 17.01.1980 tarih 19 nolu tapu kaydına dayanılarak, beyanlar hanesinde davacılar ve arkadaşlarının işgalinde olduğu belirtilerek davalı A. adına tespit edilmiştir. Davacı S. ve arkadaşları, yasal süresi içinde ayrı ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Davalar birleştirilerek mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar zilyetliğe, davalı taraf ise 17.01.1980 tarih 19 nolu tapu kaydına dayanmışlardır. Davalının dayandığı tapu kaydının Ağustos 1291 tarih ve 135 numaralı kayıttan tedavül ettiği anlaşılmaktadır. Tesis tapusunda tapu kaydının sınırları "Mamo ve Cebel" olarak gösterilmiş olup tapu kaydında miktar yazılı değildir. Tesis tapusunun Şubat 1960 tarih ve 37 numaralı kayda gittiği, sınırlarının ayrı olduğu ve miktar yazılı olmadığı saptanmıştır. Bu kaydın Eylül 1966 tarih 42 numaralı kayda intikal gördüğü, tapu kaydının sınırlarının tamamen değiştirildiği ve tapu kaydında miktar yazılı olmadığı halde kayıt miktarı olarak 25 hektar 7500 metrekare ibaresinin eklendiği belirlenmiştir. Kaydın iktisap sütununda ise not olarak "Mehmet oğlu A'nın iken talep ve mahalli keşif ve rapora göre hudut, yüzölçümü ve mevkiinin değiştirildiği belirtilmiştir. 5520 Sayılı Kanun ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 31. maddesi gereğince hakim kararı olmaksızın tapu kayıtlarında mevkii, sınır ve miktar düzeltilmesi yapılması mümkün değildir. Kayıt düzeltilmesine esas olduğu bildirilen dayanak belgeler getirtilmeli, mahkeme kararına dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır. Mahkeme kararına dayanmayan bu tür değişikliklere itibar edilemez. Bu durumda tesis tapusundaki mevki ve sınırlar uygulanarak uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca; dava konusu 467 ila 476 sayılı parselleri dıştan çevreleyen komşu 472, 473, 689, 465, 657, 654, 478, 477 ve 680 sayılı parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilerek mahalline uygulanmalı, öncelikle tapu kaydının çekişmeli parselleri kapsayıp kapsamadığı kesin olarak saptanmalıdır. Öte yandan yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde keşif yapılarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi konusunda yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıklardan ayrıntılı ve olaylara dayalı bilgi alınmalı, davalı taraf tapusunun taşınmaza uyması halinde kayıt malikinin ölüm tarihi ve kaydın intikal tarihleri de göz önüne alınarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddelerine göre kaydın hukuki değerini koruyup korumadığı da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy