(3402 S. K. m. 31, 36)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 336 ada 36 parsel sayılı 16669.53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz toprak tevzi komisyonunca belgesizden Hazine adına oluşturulmuş, tapu kaydı ve ifraz nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar vekili, yasal süresi içinde tapu kaydı, ifraz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin eşit hisselerle davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olup, kamu yararına tahsis edilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ya da yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunmadığı, tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının davalı parseli kapsadığı, adına tescil kararı verilen zilyetliğinin Hazine tapusunun ihdasından geriye doğru aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla cereyan ettiği ve 20 yılı aşkın süreye ulaştığı mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık anlatımı, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki ve raporla belirlendiğine, mahkemece eski tarihli ve doğru temele dayanan davacı taraf tapusuna ve davacıların anılan nitelikteki zilyetliğine değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hazine'nin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece davacı taraf vekili lehine hükmolunan ücreti vekalet yüksek olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31. maddesindeki ilkelere uygun bulunmamaktadır. Kanunun metninden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu, kadastro davalarının özelliği, vekilin bütün celselerde hazır bulunma ve davayı baştan sona takip etme sorumluluğunun bulunmaması, bir çok halde delillerin mahkeme tarafından toplanıp değerlendirme mecburiyetinin olması nedeniyle vekalet ücretinin tayin ve takdirinde, ücret tarifelerinde açıklanan nispi vekalet ücreti yerine hakimin takdirine göre hesaplanması ilkesine yer vermiştir. Kadastro mahkemelerinde hükmolunacak vekalet ücreti 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre avukat veya dava vekili ile takip olunan davalarda vekalet ücreti davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları göz önünde tutularak maktuen tayin ve takdir olunur. Ancak, takdir edilecek vekalet ücretinin miktarı, keşif yapılmışsa keşifte belirlenen değere göre avukatlık ücreti tarifesinin tayin ettiği nispi ücret sınırlan üstünde olamaz. Keşif yapılmayan durumlarda davanın önemi ile aynı kanunun 36/2. maddesi uyarınca ilgili parsele ait son beyan dönemi emlak vergisi değeri göz önünde bulundurulmalıdır. Hal böyle olunca; davada haklı çıkan yararına Kadastro Kanunu'nun 31 ve 36/2. maddelerinde belirtilen hükümler göz önünde bulundurularak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemece anılan ilkeler göz ardı edilerek ücreti vekalet hususunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy