(3402 S. K. m. 13/B-b)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 434 ada 8 parsel sayılı 1543.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Sıttıka ve paydaşları adına tespit edilmiş, Kadastro Komisyonu tutanağı ile 434 ada 17 parsel sayılı ve 235.41 metrekare yüzölçümü ile tespit edilen tutanak iptal edilerek ve bu kısım parsele eklenerek tasarruf krokisinde ( A ) ile gösterilen sahanın tamamı 8 parsel altında 1778.73 metrekare olarak tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek tapu malikleri davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı Fadime, kadastro tutanağı ile iptal edilen evin bulunduğu kısmın satın alma ve zilyetliğinde bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan Yargılama sonunda; davanın reddi ile çekişme konusu 434 ada 8 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık çekişmeli parselin kuzeybatı bölümünde bulunan 235.41 metrekare miktarındaki bölüme ilişkindir. Tutanağın edinme sebebi sütununda kayden malik olan ve mirasçı sıfatı taşıyan davalıların miras bırakanı Ömer'in davaya konu olan bölümü 1944 yılında damadı olan Hüsnüye bağışladığı bu kişinin 1945 yılında ev inşa ederek 1970 yılında Hurşit'e satarak zilyetliğini devrettiği, O'nunda 1987 yılında taşınmazı davacı Fadime'ye satarak zilyetliği devrettiği ve taşınmazda davacının oturduğu açıklanmıştır. Mahallinde dinlenen bilirkişi ve tanıklar da bu olguları doğrulayan ve açıklayan bildirimde bulunmuşlardır. Bağış yapan Ömer'in çocukları olan davalıların bağışa icazet gösterdikleri, ev inşaatına ve evin kullanımına itiraz etmedikleri anlaşılmaktadır.
Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde öngörülen iktisap şartları Hüsnü ile O'ndan sonra taşınmazın satın almak suretiyle iktisap eden kişiler yararına gerçekleşmiştir. Tapu dışı iktisap koşulları oluştuktan sonra mirasçılardan İzzettin'in kendi miras payını Hurşit'e satması ve Şuf'a davası sonucu bu payın diğer mirasçılara geçmesi davalı taraf yararına oluşan ve kazanılmış olan mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Hal böyle olunca; çekişmeli parselin uyuşmazlığa konu olan 235.41 metrekarelik kısmının ifrazen davacı adına, geri kalan bölümünün ise tespit gibi davalılar adına, payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy