(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davacı Arif'in tüm temyiz itirazları reddedilmiş, davalı Hazinenin de sair temyiz itirazları reddedilmiş ancak, önceki bozma ilamında da belirtildiği gibi Süleyman ve mirasçıları hakkında ilgili merciilerden belgesizden kazanılan taşınmazların araştırılması ve Hazine vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar Arif ile İdris'in davalarının kısmen kabul, kısmen reddine, çekişmeli 146 ada 4, 114 ada 4, 183 ada 43, 173 ada 7, 172 ada 15 nolu parseller ile 172 ada 182 nolu parselin fen bilirkişisi krokisinde "A" harfiyle gösterilen 4.500 metrekarelik bölümünün davacılar Arif ve İdris adlarına, 172 ada 118 nolu parsel ile 172 ada 182 nolu parselin fen bilirkişisi krokisinde "B" harfiyle gösterilen 3500 metrekarelik bölümün Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 24.12.2001 gün 2001/10667-11081 sayılı kararına uyulmakla ilgili taraf yararına usuli müktesep hak doğduğu gözetilerek hüküm kurulmuş olduğuna göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli 173 ada 7, 172 ada 15, 118 ve 172 ada 182 sayılı parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Dava konusu diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince aynı çalışma alanı içinde kayıt ve belgesiz olarak 100 dönüm arazinin zilyetlikle kazanılması mümkündür. Davacılar adına tespit ve tescil edilen ve zilyetlikle iktisap nedeniyle kesinleşen arazi miktarının 117.476 metrekare olduğu belirlenmiştir. 1981 yılında verilen emlak beyannameleri Kadastro Kanunu'nda belirtilen biçimde vergi kaydı niteliğinde değildir. Bu beyannamelerde taşınmazların mevkii ve sınırları belirtilmiş olmadığı gibi beyannameler kişiler tarafından düzenlendiğinden vergi kaydı niteliği de taşımamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ve Dairemizin uygulaması da bu doğrultudadır. Mahkemece emlak beyannamelerinin vergi kaydı olarak kabul edilmesi bu nedenlerle doğru bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi Hazine adına tescillerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy