(3402 S. K. m.14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 4860 ada 11, 15, 16, 17 parsel sayılı 3573.27, 1823.60, 2997.53 ve 10111.02 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 11 parsel Sabiha, 15 parsel Fatma, 16 parsel İbrahim, 17 parsel Memik adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları berlişterilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişme konusu 4860 ada 11, 15, 16 ve 17 parsellerin davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Sabiha, Fatma, İbrahim ve Memik tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece temyize konu çekişmeli taşınmazlar üzerinde davalılar yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar kadastro tespiti sırasında tarım arazisi niteliğinde bulundukları ve üzerlerinde bağ çubukları ve meyve ağaçlarının bulunduğu belirtilmek ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalılar yararına gerçekleştiği belirtilmek sureti ile tespitler yapılmıştır. Yargılama sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğunu, kamu yararına tahsis edilen ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığını, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalılar yararına gerçekleştiğini belirtmişler ve bu suretle tespit tutanağını doğrulamışlardır. Yargılama sırasında bilgisine başvurulan uzman ziraat mühendisi; tespit tutanağına, bilirkişi, tanık sözleri ile eylemli duruma aykırı olarak taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığını belirtir rapor vermiştir. Mahkemece yasal hiçbir gerekçe gösterilmeden ziraat bilirkişisi raporuna değer verilmiş ve bu suretle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Dosya kapsamından da açıkça anlaşılacağı üzere hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit tutanağı yerel bilirkişi, tanık sözleri ve eylemli durum birbiri ile çelişmektedir. Bu çelişki giderilmeden karar verilmesi isabetli değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için; taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri sorulup celp edilmeli, davaya konu parsellere komşu taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif icra olunmalıdır. Arazi başında yapılacak keşif sırasında varsa tarafların dayandığı belgeler uygulanıp kapsamları belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun bulunup bulunmadığı, taşınmazlar üzerindeki tasarruf kadastro tespitinden önce sona erdirilmiş ise bunun terk iradesine dayalı olup olmadığı etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin eylemli duruma uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beraberce götürülecek uzman ziraat mühendisi veya mühendisler kurulundan taşınmazların niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, uzman bilirkişiler raporunun bozmadan önceki bilirkişi raporu ile çelişmesi halinde bu çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, gerektiğinde tespit bilirkişilerin tanık sıfatı ile dinlenilip taşınmazların ne suretle davalılara ait olduğu hususunda tamamlayıcı bilgi alınmalı, Mahkemece taşınmazların başında gerekli gözlem yapılıp bu husus zapta yazılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda anlatıldığı şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; taşınmazlar üzerinde kadastro tespitinden önce davalılar tarafından meydana getirilmiş muhdesatlar bulunduğu halde bu konuda hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırı olup;
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile temyize konu parsellere ilişkin hükmün BOZULMASINA 23.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy