(3402 S. K. m. 12, 14, 18) (4721 S. K. m. 713)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davacı Hazine tarafından taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mer'a iken 1994 yılından sonra (dozerle açılarak) sürülüp ekilmeye başlandığı iddiaları ile dava açılmıştır. Mahkemece arazi başında dinlenen yerel bilirkişiden taşınmazla ilgili hiçbir bilgi sorulmamış, arazinin niteliği ve kullanımı hususunda tanık dinlenilmeden komşu parsel kayıtları uygulanmadan karar verilmiştir. Mer'aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişi ve tanıkların da komşu köylerden ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilmesi gerekir. Doğru sonuca varılabilmesi için; usulen belirlenecek bilirkişi ve tanıklar ile usulen celbedilecek belgeler ile mahallinde keşif yapılarak taşınmazın kamu malı niteliğinde mer'a olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddi ile çekişmeli parselin tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilen davalılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Tespite esas olan ve davalıların dayanağını oluşturan 937 tahrir yıllı, 903 tahrir numaralı ve 20 ar tutarlı vergi kaydının davaya konu parsele ait olduğu, taşınmazın doğusunda şahıs tarlası, batısında dere ve kuzeyinde yol olup, güneyinin ise 1991 yılında tahdidi yapılan Devlet ormanıyla çevrili bulunduğu belirlenmiş bulunmaktadır. Vergi kaydının güney hududu her ne kadar mer'a okumakta ise de, eylemli durumda taşınmazın kamu orta malı mer'aya değil ormana bitişik olduğu mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulamayla saptanmıştır. Kaydın bir hududunun mer'a (orman) okunması ve eylemli durumda da ormana bitişik olması nedeniyle kayıt gayri sabit hudutlu olup miktarıyla geçerlidir. Kayıt miktar fazlasının eylemli durumda taşınmazın ormana bitişik olması nedeniyle ormandan elde edildiğinin kabulü zorunludur. Orman tahdidinin yapılıp kesinleştiği tarih ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık süre de geçmediğinden kayıt miktar fazlası üzerinde davalılar yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiğinin kabulü de mümkün değildir. Hal böyle olunca, kuzeyden başlamak üzere vergi kaydı miktarı kadar hesap edilip ifraz edilecek taşınmazın davalılar adına, geri kalan kayıt miktar fazlası taşınmazında Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece kayıt miktar fazlasının zilyetliğe iktisap edilemeyecek yerlerden olduğu nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 10.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy