(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 262 ada 71 parsel sayılı 4362.11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; müdahil davacıların davalarının reddine, çekişme konusu 262 ada 71 parselin Hasan Özbal mirasçıları davacılar adına verasette iştirak halinde tesciline, birleştirilen 1997/408 esas sayılı dosyada müdahil davacıların men'i müdahale taleplerinin de reddine karar verilmiş; hüküm, müdahil davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın Abdullah oğlu Hasan Özbal'a ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Yargılama sırasında dinlenen tanıkların bir bölümü, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı Kocapakır Hasan'a ait iken O'nun 70-80 yıl kadar önce ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, murisin diğer malları taksim edildiği halde bu taşınmazın zaman zaman su altında kalması nedeniyle taksim dışı bırakıldığını bildirirken, bir kısım bilirkişi ve tanıklar arazinin davacıların murisi ve Kocapakır Hasan'ın torunu Hasan Özbal'a ait iken ölümüyle mirasçılarına intikal ettiğini, taşınmazın önceleri tarım ziraatinde, son zamanlarda ise mesken olarak kullanıldığını, Kocapakır Hasan'ın diğer mirasçılarının taşınmaz üzerindeki tasarrufunu hiç görmediklerini ifade etmişler, diğer bir grup tanık ise taşınmazın 30-40 yıldır boş olup hiçbir kimse tarafından kullanılmadığını söylemişlerdir.
Mahkemce, birbirine aykırılığı açık olan bu beyanlar arasındaki mübayenetin giderilmesine çalışılmamış, müdahillerce ibraz edilen 1937 tahrir yıllı 1681 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, şayet bu kayıt taşınmaza uyuyor ise malik sütununda ne sebeple Ali oğlu Hasan ve Mustafa Bakırcı, Abdil oğlu Hasan Özbal yazdığı hususu araştırılmamış, tüm komşu parsel kayıtları getirtilip bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiş, Kocapakır Hasan'dan intikal eden tüm taşınmazlarla ilgili tutanaklar getirtilip incelenmeden hüküm kurulmuştur. Mahkemece yapılan araştırma eksik ve yetersiz bulunmaktadır. Bu tür bir araştırmaya dayanılarak doğru sonuca varılamaz.
Doğru sonuca varılabilmesi için; taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri sorulup celbedilmeli, kök muris Kocapakır Hasan'dan kalan taşınmazların tutanak suretleri ile eksik olan komşu parsel bilgileri celbedilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan vergi kaydı uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı Kocapakır Hasan'dan mı yoksa davacıların murisi Hasan Özbal'dan mı kaldığı, Kocapakır Hasan'dan kalmışsa O'nun terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edilmemişse bu yerin kime isabet ettiği davacı tarafa isabet etmiş ise bu yere karşılık müdahillere ne verildiği, taşınmaz verilmişse nereden verildiği, vergi kaydı bu yere ait ise malik sütununda ne sebeple Ali oğlu Hasan ve Mustafa, Abdiloğlu Hasan yazdığı sorulmalı, taşınmaz Kocapakır Hasan'dan kalmış ve terekesi taksim edilmiş ise bu taşınmazın taksim dışı bırakılıp bırakılmadığı hususu üzerinde durulmalı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, uzun süreli kullanmanın taksimin karinesi olabileceği nazara alınmalı, yargılama süresince dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki mübayenet yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy