(3402 S. K. m. 14, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyize konu 167 ada 6, 168 ada 28, 174 ada 55 ve 178 ada 28 parsel sayılı 19.200, 17.500, 5116.28 ve 16.748.88 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 167 ada 6, 168 ada 28, 174 ada 55 ve 178 ada 28 parseller yönünden davanın kabulüne, çekişmeli parsellerin davacılar adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 167 ada 6, 168 ada 28, 174 ada 55 ve 178 ada 28 numaralı parsellerin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davacıların dayanağını oluşturan tescil ilamı ile tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; bir kısım parseller için araştırma ve inceleme eksik bir kısım parseller yönünden de değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
1- Mahkemece 174 ada 55 sayılı taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacılar adına tespit edilen komşu 24 numaralı parsele revizyon gören tapu kaydı davaya konu parsel yönünü yol okumaktadır. Tapu kaydı 17.9.1973 tarih 20 numaralı olup, tescil ilamıyla oluşmuştur. Bir kısım bilirkişi ve tanıklar tapu kaydının ihdas tarihinde doğuda yolun bulunduğunu ancak bilahare davacı tarafça taşınmazın tarla haline getirildiğini ifade etmişlerdir. Diğer bir kısım tanık ve bilirkişilerin 55 numaralı parselin kadim tarım arazisi niteliği taşıdığı yolundaki beyanlara değer verilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Resmi kayda ve eylemli durama aykırı düşen bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilerek hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır. 24 numaralı parsele uygulanan tapu kaydı davaya konu parsel yönünü yol okuduğuna ve tapu kaydının ihdas tarihi ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık süre de geçmediğine göre taşınmazın öncesi yol olmasa dahi zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmediğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca; 174 ada 55 nolu parselin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu davacılar adına tescil kararı verilmesi yasaya aykırıdır.
2- 178 ada 28 numaralı parsele ilişkin temyize gelince: Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve iktisap şartlarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; bu parsel yönünden de değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacıların dayanağını oluşturan 17.9.1973 tarih 15 numaralı tapu kaydı komşu 27 numaralı parsele revizyon görmüştür. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar 27 nolu parselin kuzey tarafının geçmişte taşlık olduğunu ifade etmişlerdir. Tapu kaydı evrak üzerinde sabit hudutlu görünmekle beraber eylemli durumda hali araziye ve taşlığa komşu olması nedeniyle gayri sabit hudutlu olduğu açıktır. Bu itibarla tapu kaydı miktarı ile geçerlidir. Kayıt miktar fazlası olan 28 numaralı parselin arazinin niteliği itibariyle zilyetlikle iktisabına engel bir hal yok ise de; 27 numaralı parsele revizyon gören ve davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının ihdas tarihi ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık süre geçmemiştir. Tapu kaydı gayri sabit hudutlu olduğuna ve miktarı kadar araziye revizyon görüp kesinleştiğine göre kayıt miktar fazlasının tapu kaydının ihdas tarihinden sonra açıldığının kabulü zorunludur. Bu durumda taşınmaz üzerinde davacıların aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla sürdüğü ifade edilen zilyetliklerinin 20 yıla ulaşmadığı ve bu suretle adlarına iktisap şartlarının oluşmadığı belirlenmiş bulunmaktadır. Hal böyle olunca; 178 ada 28 numaralı parselinde Hazine adına tescili yönünde hüküm kurulması gerekir. Mahkemenin yazılan hususları gözardı etmesi yasaya aykırıdır.
3- Hazine vekilinin 167 ada 6 ve 168 ada 28 numaralı parsellere ilişkin temyizine gelince; Mahkemece söz konusu parsellerin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı ve iktisap şartlarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı Ali A. ve arkadaşları tarafından 25.2.1986 tarihinde tanzim ve imza olunan dava dilekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat edilip hudutları dilekçede yazılı taşınmazların adlarına tescili talebinde bulunulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın sürdüğü sırada taşınmazlarla ilgili kadastro tespit tutanaklarının düzenlenmesi nedeniyle dosya görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Söz konusu taşınmazların öncesinin davalı olması nedeniyle tutanakların malikhanesi açık bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30. maddesi gereğince bu durumda Mahkemenin gerçek malik araştırması yapması taşınmazların davacılardan başka birine ait olması durumunda o kişi adına tescil kararı vermesi zorunludur. Mahkemece böyle bir araştırma yapılmadığı gibi davacıların babası Bayram Ç. tarafından açılan ve Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sonuçlandırılan 971/350 esas, 972/150 karar sayılı dosyadan anlaşıldığına göre incelemeye konu dosya ile davaya konu edilen parsellerin bir kısmının davacıların babasına ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Mahkemece davacısı Bayram Ç. olan tescil dava dosyası getirtilip mahalline uygulandığı halde Bayram Ç.'in hangi tarihte öldüğü, davacılardan başka mirasçısının bulunup bulunmadığı, başka mirasçısı varsa Bayram'ın ölümünden sonra tüm mirasçılarının katılımı ile terekesinin taksim edilip edilmediği araştırılmadığı gibi taşınmazların davacılara kimden ne suretle intikal ettiği hususu üzerinde durulmamış, şayet babalarından intikal etmişse; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlama ile ilgili soruşturma hem ilk malik hem de davacılar açısından yapılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca; dava ve temyize konu söz konusu parsellere komşu parsel tutanakları celp edilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişi aracılığıyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında davacıların dayanağını oluşturan tüm kayıtlarla 971/350 esas sayılı tescil dava dosyası ilamı ve eki olan kroki, belirtmelik tutanak ve haritaları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, Bayram Ç.'in aile nüfus kaydı veya veraset ilamı getirtilip dosyaya konulmalı, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, 3. şahıstan satın alınmışsa kim tarafından hangi tarihte satın alındığı, davacılara babalarından intikal etmişse, babalarının hangi tarihte öldüğü ve ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği etraflıca sorulup saptanmalı, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, taşınmazların ilk maliki ve davacılarla ilgili olarak 3402 Kadastro Kanunu'nun 14.maddesindeki sınırlama yönünden Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlükleri nezdinde soruşturma yapılıp tüm deliller toplandıktan sonra belirlenecek duruma göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1, 2 ve 3. bendlerde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 18.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy