(3402 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Şehir kadastrosu sırasında 254 ada 1, 2 parsel sayılı 2961 ve 9780 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, önce Hazine adına tespit edilmiş, daha sonra komisyon tarafından 7.3.1952 tarihli karar ile Dedeağaç göçmenlerinden Nasuh'a 1944 senesinde iskanen dağıtıldığı nedeniyle Nasuh karısı Hanife ve çocukları adına eşit paylarla tescil edilmiştir. Bu işlem aleyhine taşınmazları imar-ihya eden Yaşar Özgüllü, kadastroya bakmakla yetkili İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesine 1954/333 esas sayılı dosyasıyla dava açtığını ve davaya ilişkin 21.5.1954 tarihli dilekçeyle Kadastro Müdürlüğü'ne talepte bulunmuştur. Kadastro Müdürlüğü, dava konusu parsellerin tescillerini tashihler sicilinin bila tarih ve 526 sıra numarasıyla tashih ederek iptal etmiştir. İmar uygulamasıyla taşınmazların 1129 ada 1 ve 2 parsel nosuyla malikleri yine boş bırakılarak 10.1.1997 tarihinde tescilleri yapılmıştır. Davacı Hazine, taşınmazların öncesinin Hazineye ait olduğu iddiasına dayanarak Hazine adına tescili isteğiyle davalı Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine dava açmıştır. Yargılama sırasında Mustafa Berberoğlu ve müşterekleri, taşınmazları Nasuh Dikili mirasçılarından satış vaadi sözleşmesi ile satın aldıkları iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 3402 sayılı kadastro hükümlerine göre idari işlem yapılması gerektiğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parsellerin 1951 tarihinde kadastro tespitlerinin yapıldığı, 254 ada 1 ve 2 parsel olarak sınırlandırılan taşınmazların malik hanelerinin açık bırakıldığı ve malik hanesinin doldurulması için haklarında dava açıldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Taşınmazların malik haneleri boş bırakıldığına göre, tutanakların tamamlandığından ve dolayısıyla kesinleştiğinden söz edilemez. Kesinleşmeyen tutanaklara karşı açılacak davalara bakma görevi Kadastro Mahkemelerine aittir. Bu nedenle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy