(2004 S. K. m. 337, 353) (5237 S. K. m. 5, 50) (647 S. K. m. 4) (5252 S. K. m. 10) (1412 S. K. m. 343,402)
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık A. E.'nin İİK.nun 337/1. maddesi gereğince 10 gün hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Salihli İcra Ceza Mahkemesince verilen 05.10.2004 gün ve 2004/689 esas, 2004/985 sayılı kararın infazının durdurulması talebinin reddine ilişkin anılan mahkemenin 03.12.2004 gün ve 2004/689-985 Ek sayılı kararına vaki itirazın reddine dair Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2004 gün ve 2004/708 Müt. sayılı kararı ve dosyası incelendi.
5237 sayılı Kanun'un "Özel kanunlarla ilişki" başlığını taşıyan 5. maddesinin "Bu Kanun'un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmünü içerdiği, 50. maddenin 3. fıkrasında ise "Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemek koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlarından birine çevrilir." şeklinde bir düzenleme bulunduğu, her ne kadar İİK'nun 353/b maddesinde "Bu Kanun uyarınca hükmolunan cezalar tecil edilemez, hürriyeti bağlayıcı cezalar 647 sayılı CİHK'nun 4. maddesinde yazılı para cezasına ve tedbirlere çevrilemez, failleri hakkında TCK'nun 119. maddesi hükmü uygulanmaz." şeklinde bir düzenleme yer almakta ise de, yukarıda belirtilen 5237 sayılı Kanun'un 5 ve 50. maddelerinin anlam ve sonuçları itibariyle sanığın lehine bulunduğu, keza 13.11.2004 gün ve 25642 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde "1 Nisan 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olan mahkumiyet kararları hakkında bu Kanun'un lehe olan hükümleri öncelikle dikkate alınarak, 04.04.1929 tarihli ve 1412 sayılı CMUK'nun 402. maddesi uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir." şeklindeki yasal düzenleme karşısında, infazın durdurulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın CMUK.nun 343. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 28.01.2005 gün ve 4226 sayılı Yazılı Emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 08.02.2005 gün ve Y. E. 2005/19345 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı Yasa'nın 5 ve 50. maddelerinin sanığın lehine bulunduğundan 5252 sayılı Yasa'nın 10. maddesi göz önünde tutularak 1412 sayılı CMUK'nun 402. maddesi uyarınca 1 Nisan 2005 tarihine kadar cezanın infazının durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının Yazılı Emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görüldüğünden Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2004 gün ve 2004/708 Müt. sayılı kararının kaldırılmasına, müteakip işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy