(3402 S. K. m. 14, 30) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
Gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 119 ada 25 parsel sayılı 55.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfında Hazineye ait yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Duran Şener, yasal süresi içinde irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve çekişmeli parselin 18.6.2004 tarihli bilirkişi raporunda 27237 metrekare harfiyle gösterilen kısmın davalı adına, (B) harfiyle gösterilen kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün kamu orta malı niteliğinde mer'a olmadığı, tarım arazisi niteliğinde olup zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece çekişmeli taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen bölümünün davacıya ait tarım arazisi olduğu ve dolayısı ile tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilmemesi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30. maddesine aykırıdır.
Ayrıca, çekişmeli taşınmaza komşu tüm parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip bilirkişi ve tanık sözlerinin bu belgelerle denetlenmemesi, aynı çalışma alanında davacı adına zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiş gayrimenkul bulunup bulunmadığının Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmaması da yasaya aykırıdır. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; davaya konu parsele komşu tüm taşınmazların özellikle kuzeydeki Pazarcık Köyü çalışma alanı içerisinde kalıp taşınmazı çevreleyen parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek tanıklar huzuru ile keşif icra edilmelidir.
Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın dayanağını oluşturan vergi kaydı uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kamu orta malı niteliğinde mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, etraflıcı sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile ve yüzleştirme yapılmak sureti ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan vergi kaydının kapsamını belirtir keşfi takibe imkan verir ve komşu taşınmazlara revizyon gören kayıtların davaya konu parseli ne olarak okuduğunu gösterir ayrıntılı ve gerekçeli kroki ve rapor alınmalı, taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mer'a olmadığı, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olduğu ve taşınmaz üzerinde davacılar yararına mülk edinme şartlarının gerçekleştiği belirlendiği takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlama ile ilgili olarak Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlükleri nezdinde araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesine aykırı olarak karar başlığında Mahkeme hakimi ve katibinin isim ve sicil numaralarının yazılmaması ve ayrıca krokide (A) harfi ile gösterilip davacı adına tescil edileceği kararın gerekçe bölümünde açıklandığı halde hüküm fıkrasında bu bölümünde davalı adına tescili yolunda hüküm kurulmuş bulunması da usul ve yasaya aykırı,
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy