(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği düşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Hazine'nin dayandığı tapu kaydı ile varsa çekişmeli parsellerle ilgili kamulaştırma belgeleri getirtilerek kadastro tutanaklarının edinme sütunu içeriği de gözönünde bulundurularak yerel ve uzman bilirkişiler aracılığı ile gereği gibi yerine uygulanması, taşınmazın kayıt kapsamında kalıp kalmadığı ya da kamulaştırılması yapılan yerler arasında bulunup bulunmadığının saptanması, komşu parsel tutanak suretleri ve dayanak belgeleri getirtilerek bilirkişi ve tanık sözlerinin uygulamanın doğruluğunun denetlenmesi, teknik bilirkişiye keşfi izlemeye olanak verecek kroki düzenlettirilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parsellerde Hazine'nin payının lehine kesinleşmiş olduğundan tasdiki ile bunun dışında kalan kısma ilişkin tesbitin iptali ile Zeynel Ağa mirasçıları adına payları belirtilerek tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, tesbite esas olan tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; araştırma yetersiz, değerlendirmede dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
1- Davaya konu 116 sayılı parsel Hazine ve davalılar adına tesbit edilmiştir. Taşınmazın tesbitine karşı Paşa Üstündağ ile Hazine tarafından açılan davanın yargılaması üzerine Mahkemenin 2.12.1991 Tarih 1985/248 esas, 1991/336 sayılı kararı ile parselin mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar ilgili tüm taraflara tebliğ edildiği halde sadece Hazine tarafından temyiz edilmiş, diğer katılan davacı ve davalılar temyiz etmediği için karar onlar yönünden kesinleşmiştir. Hazine'nin temyizi üzerine inceleme yapan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 6.4.1995 Tarih 1995/1756-2305 sayılı ilamı ile yerel Mahkeme kararını araştırmanın noksan olması nedeniyle bozmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; tesbite esas olan tapu kayıtlarının davaya konu parseli kapsadığı ve taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle taşınmazın Hazine ve Zeynel Ağa mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. Yukarda da ifade edildiği üzere 116 sayıl parsel yerel Mahkemenin 2.12.1991 Tarih 1985/248 esas, 1991/336 sayılı kararı ile mer'a olarak sınırlandırmış, davalılar kararı temyiz etmemiş ve bu karar onlar yönünden kesinleşmiştir. Hazine'nin temyizi üzerine karar bozulmuştur. Yapılan araştırma ile taşınmazın mer'a olmadığı belirlendiğine, önceki aleyhe olan hüküm davalılarca temyiz edilmeyip kesinleştiğine göre 116 sayılı parselin tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemenin kesinleşme hususunu nazara almaması isabetli değildir.
2- Hazinenin 115 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince:
Karar başlığında da belirtildiği üzere davaya konu taşınmaz tutanağında yazılı tapu kayıtlarına dayanılarak Hazine ve davalılar adına tespit edilmiştir. Taşınmazın bu yöndeki tespitine karşı Hazine arazinin 1505 sayılı Kanun ile istimlak edildiğini ve tamamının Hazineye ait olduğunun ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan araştırma sonunda; kamulaştırma belgelerinin tamamının bulunmadığını ve bulunabilen belgelerden de bu taşınmazın kamulaştırıldığı sonucuna varılamadığını gerekçe göstererek Hazine davasının reddine karar vermiştir. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu taşınmazın 1505 sayılı Kanun hükümleri gereğince kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı, kamulaştırılmamış ise tespite esas olan ve davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının buraya ait bulunup bulunmadığı veya adlarına tespit edilen bölüm üzerinde zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır. Mahkemece Hazinenin iddia ettiği çalışma alanı içerisinde kamulaştırma işleminin yapılmadığı ve bu yönde düzenlenmiş bir belgenin bulunmadığı, ele geçirilen belgelerinde bu parseli kapsamadığı kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmiş ise de; Dairemizin 2004/14605 esas sayılı dosyası içerisinde celp edilen harita, belge ve kayıtların tetkikinden 1505 sayılı Yasa gereğince geçerli bir kamulaştırmanın yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu belgelerin ihtiva ettiği bilgiler karşısında taşınmazın bulunduğu bölgede geçerli bir kamulaştırmanın yapılmadığını kabul etmek mümkün değildir. Kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ile kamulaştırmaya konu olan taşınmazın mülkiyeti doğrudan kamulaştırmayı yapan İdareye geçer. Mahkemece kamulaştırma ile ilgili yeterli araştırma yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Eksik araştırmaya dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; Hazine aynı idari işleme ve bu idari işlem sonucunda oluşan tapu kaydı ve eki olan haritaya dayandığına göre bu kayda dayanılarak açılan davaların yargılamanın kısa zamanda en az masrafla ve en doğru şekilde bitirilmesini sağlamak amacıyla birleştirilerek yürütülmeleri gerekir. Mahkemenin bu gereği yerine getirmemiş olması doğru değildir. Aynı nedene dayanılarak açılan davaların birleştirilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delillerin sorulup celp edilmeli, kamulaştırma ile ilgili idari tahkikat evrakları, haritalar, kamulaştırma sonunda tapu oluşmuş ise bu tapu kaydı ve ekleri, davalı tarafın dayandığı kayıtlar tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağı oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dayanılan tüm belgeler kamulaştırma ile ilgili idari tahkikat evrakları kamulaştırma kararı ve ekleri kamulaştırma haritası oluşmuş ise Hazinenin tapu kaydı ve haritası, davalı tarafın dayandığı tüm kayıtlar yerel bilirkişiler yardımı, uzman bilirkişiler aracılığıyla uygulanıp kapsamları belirlenmeli, taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalıdır. Taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp tapuya bağlanması halinde bu taşınmazın tahsise konu edilip edilmediği, tahsis edilmiş ise hangi tarihte, kime hangi amaçla tahsis edildiği sorulup bu konuyla ilgili bilgi ve belgeler toplanmalı, taşınmaz kamulaştırma kapsamı dışında ise; öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, davalı tarafın dayandığı kaydın bu yere ait olup olmadığı, kamu orta malı mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı bilirkişi ve taraf tanıklarından etraflıca sorulup tespit edilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, kamulaştırılmış olmasına rağmen Hazine adına tapuya bağlanmayan ve davalı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kalmayan taşınmaz üzerindeki zilyetliğin iktisap sağlayıp sağlamayacağı hususu üzerinde durulmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların özellikle kamulaştırma ile ilgili tüm belgelerin, kamulaştırma sonunda tapu kaydı oluşmuş ise; bu kaydın ve tespite esas olan tapu kayıtların kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir ve taşınmazın kamulaştırma haritasındaki konumunu belirtir kroki düzenlettirilip ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazinenin temyiz itirazları 1 ve 2 numaralı bendlerde yazılı nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy