(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 106, 107 parsel sayılı 4455200 ve 333636100 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar önce vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bir çok şahıs adına tespit edilmiş iken sonrada malikhaneleri çizilerek, tespit yapılan şahıslar tarafından hususi mer'a olarak kullanılması nedeniyle tescil harici olarak sınırlandırılmıştır. Birçok şahsın itirazı Kadastro Komisyonunca red edilerek taşınmazlar tespit gibi tescil edilmiştir. Davacılar ve müdahil davacılar tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımına dayanmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddi ile çekişme konusu 106 ve 107 sayılı parsellerin mer'a vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel sicillerine yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar Ramazan Ömür, Cebeli Yakar, Mehmet Kaplan, Hüseyin Kurt ve arkadaşları vekili Zülfükar Tuğrul, Zülfiye Karakoç, Nuriye Yıldız, Mehmet Can Keser tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mer'a olduğu, davacı ve müdahillerin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının davaya konu parsellerin bir bölümünü veya tamamını kapsamadığı, kapsasa dahi arazilerin kullanılmamış olması nedeniyle tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar kamu orta malı mer'a olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ve müdahiller tapu ve vergi kayıtlarına, taşınmazların kamu orta malı mer'a niteliği taşımadığı nedenine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece dayanılan tapu kayıtlarının davaya konu parselleri kapsamadığı, tapu kayıtları taşınmazın tamamını veya bir bölümünü kapsamış olsa dahi arazinin hiç kullanılmamış olması nedeniyle tapulara değer verilemeyeceği düşüncesiyle davacı ve müdahillerin talebinin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mer'a olup olmadığı ve dayanılan tapu kayıtlarının bu parsellerin tamamını veya bir bölümünü kapsayıp kapsamadığı konusundadır. Mer'aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilmesi taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece yerel bilirkişi olarak dinlenen şahıs komşu köyde ikamet etmekle beraber yaşı itibariyle taşınmazın öncesini ve tapu kayıtlarının hudutlarını bilebilecek durumda değildir. Nitekim dinlenen yerel bilirkişi arazinin niteliği hususunda yeterli beyanda bulunmadığı gibi tapu kayıtlarının hudutları konusunda da bilgi verememiştir. Yaşı itibarıyla taşınmazın öncesini ve uygulanan tapu kayıtlarının hudutlarını bilebilecek durumda bulunmayan bir tek yerel bilirkişinin beyanına dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca temyiz edenlerin dayandığı tapu kayıtları çok eski tarihli olup, zemine yeterli şekilde uygulanmamıştır. Tapu kayıtlarının davaya konu parselin tamamını veya bir bölümünü kapsaması halinde taşınmazın kullanılmaması nedeni ile kaydın hukuki kıymetini kaybetmesi söz konusu olamayacağı gibi öncesi sahipli olan arazinin kullanılmaması nedeniyle mer'a olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Bu tür eksik inceleme ve yanlış değerlendirilmeye dayanılarak karar verilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle davaya konu 106 ve 107 numaralı parselleri kenardan çevreleyen tüm taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında temyiz edenlerin dayanağını oluşturan tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup bilirkişiler tarafından gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, intikallerde miktar ve hudutlarda değişiklik bulunduğu takdirde bunun nedeni üzerinde durulmalı ve bu suretle kayıtların kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tesbit edilmelidir. Dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne suretle tasarruf edildiği, taşınmazların kamu orta malı mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, uzman ziraat mühendisinden arazinin niteliğiyle ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy