(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 102 ada 11, 12, 13, 15 parsel sayılı 178.60, 659.63, 306.26, 31.70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 12 parsel tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Z. ve müşterekleri adlarına, 102 ada 11 ve 15 parseller kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle Çıldır Belediyesi Tüzel Kişiliği adına, 102 ada 13 parselde zilyetlik nedeniyle M. Onur adına tespit edilmiş, tespite itiraz edilmeyerek kesinleşerek adlarına tescil edilmiştir. Sonradan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/77-1992/4 sayılı ilamı ile 102 ada 11 parselin 15.79 metrekarelik kısmı ifrazen şahıs adına tescil edilip kalan 162.81 metrekarelik kısmı 102 ada 27 parsel altında Belediye adına hükmen ve ifrazen tescil edilmiştir. Davacılar tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Çekişmeli taşınmazların tespiti 24.1.1989 tarihinde yapılmış, tutanaklar 28.9.1989 tarihi ile 30.10.1989 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılmış ve itirazsız kesinleşmiştir. Taşınmazların tescili ilanın son günü resmi tatile rastlaması nedeniyle 30.10.1989 tarihinde yapılmıştır. Davacılar 1.11.1999 tarihinde tapu kaydına dayanarak kadastro ile oluşan tapuların iptali ile adlarına tescil talebiyle dava açmışlardır. Mahkemece 24.1.1989 tarihinde tespiti yapılan taşınmazların 28.9.1989 tarihinde askıya çıkarıldığı, 30 günlük askı ilan süresinin 29.9.1989 tarihinde başlayıp 28.10.1989 günü sona erdiği, Kadastro Müdürünün tutanağı 29.10.1989 günü kesinleştirip aynı gün tapuya tescil etmesi gerekirken bu işlemi bir gün gecikme ile yaptığı, tescilin 29.10.1989 tarihinde yapılması gerektiği nazara alındığında 10 yıllık hak düşürücü sürenin 29.10.1999 Cuma günü mesai bitiminde dolduğu, Kadastro Müdürünün süreleri yanlış hesap etmesinin yasadaki hak düşürücü süreyi etkilemeyeceği, davanın en geç 29.10.1999 tarihinde açılması gerekirken 1.11.1999 tarihinde açılarak sürenin geçirildiği düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hesaplamada sürelerin son gününün resmi tatile rastlaması nazara alınmamıştır. Dosyanın ve ilgili yılların takvimlerinin tetkikinden de anlaşılacağı üzere; tutanaklar 28.9.1989 tarihinde askıya çıkarılmıştır. 30 günlük askı ilan süresinin sonunda yani 29.10.1989 tarihinde tescil işleminin yapılması gerekir. Ne var ki 29.10.1989 günü hem Cumhuriyet Bayramı hem de Pazar olması nedeniyle resmi tatil olup tescil işlemi yasa gereği 30.10.1989 tarihinde yapılmıştır. 29.10.1989 tarihinde 10 yıllık sürenin başladığı ve 29.10.1999 tarihinde sona erdiği kabul edilse bile 29.10.1999 tarihi Cuma olup Cumhuriyet Bayramı 30.10.1999 tarihinin Cumartesi, 31.10.1999 tarihinin Pazar olması nedeniyle resmi tatil olup dava bu resmi tatilin bitiminde 1.11.1999 tarihinde ve süresinde açılmıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca; taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili delilleri istenip, işin esasına girilip gerekli değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy