(3402 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden M. K. D. vekili Avukat O. S. geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, 5041 parsel sayılı taşınmazın kök muristen geldiğini iddia ederek miras payı oranında tapunun iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davalı adına olan tapu kaydındaki 1740/9600 payın iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu 5041 sayılı parselin tamamının tarafların ortak miras bırakanı O. D.'e ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği ve mirasçıları arasında usulüne uygun olarak yapılmış ve taksimin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Mahkemenin N. Ş. tarafından açılan davanın tutanağın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde açıldığı, davacının taraf olmadığı bir yargılama sırasında aralarındaki 12.6.989 tarih 021614 sayılı anlaşmaya atıfta bulunarak zapta geçen beyanının bağlayıcı olmayacağı ve taşınmazın muristen intikal eden bölümünün mirasçılar arasında usulen taksim edilmediği yolundaki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece bir kısım deliller bizzat toplanmış, bu arada Kadastro Mahkemesinin 973/86 esas, 986/30 sayılı dosyasındaki beyan ve delillerde hükme esas alınmıştır. Söz konusu dosyada davalının dayanağını oluşturan Ekim 940 tarih 2 nolu tapu kaydını kapsadığı parselin güney bölümünün davalıya ait olup bu tapunun miktar fazlası olan kısmın kök muris O.'dan kaldığı ve taksim edilmediği ileri sürülmüş, yapılan yargılama sonunda da A. oğlu Ö.'e ait iken satışla M. K. D.'e intikal eden bu kaydın taşınmazın güney bölümünü kapsadığı, kayıtta kuzeyde gösterilen O. tarlasının kayıt miktar fazlası olan arazi olup O.'ın tarafların murisi olduğu belirlenmiş ve bu yönde hüküm kurulmuştur. Gerek Tapulama Mahkemesinin 973/86 esas sayılı dosyasındaki ve gerekse bu dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının dayandığı Ekim 1940 tarih 2 nolu tapunun kapsadığı alanın müstakilen davalıya ait olduğu, geri kalan bölümün ise muris O.'dan intikal edip taksim edilmediğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca; Tapulama Mahkemesinin 973/86 esas sayılı dosyası içerisinde bulunan ve Kadastro Fen Memuru A. Y. tarafından düzenlenen krokide A harfi ile gösterilen 7352 metrekarelik yerin ifrazen M. K. D. adına tesciline; parselin aynı krokide B harfi ile gösterilen ve muris O.'dan intikal eden 27398 metrekarelik bölümü 9600 hisse itibar edilerek 1740/9600 hissesinin davacının miras hissesi olarak N. Ş. adına tesciline, bu bölümün geri kalan hisselerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece taşınmazın tamamının kök muris O.'dan kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 375.00.YTL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, 12.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy