(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği Görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 125 ada 56 ve 60 parsel sayılı 1559.50 ve 5959.22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kadimden beri köy halkı tarafından kullanılan çayır olmaları nedeniyle orta malı olarak sınırlandırılarak tespit edilmiştir. Davacılar Kadir Y. ve üç müştereği, yasal süresi içinde muris babalarından satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda: davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacılar ve Mehmet Y. mirasçıları adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı ve kamu orta malı mer'a niteliği taşımadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık çekişmeli taşınmazların kamu orta malı mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı konusundadır. Mer'a ya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilmesi taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece her iki parsel üzerinde yapılan keşifte bir yerel bilirkişi bir de tanık dinlenmiştir. Bilirkişi ve tanık komşu köyde ikamet etmekle beraber yaşları itibariyle taşınmazın kadim mer'a olduğunu bilebilecek durumda değillerdir. Mahkemece yaşları itibarıyla taşınmazı bilebilecek durumda olmayan kişilerin dinlenmesi doğru değildir. Ayrıca, mahkemece taşınmazlar üzerinde ayrı ayrı icra edilen keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler keşfi icra edilen parselin tarla niteliğinde bulunduğunu, komşu ve davaya konu diğer parselin kamu orta malı mer'a niteliği taşıdığını ifade etmişlerdir. Bir başka anlatımla 56 numaralı parselin keşfi sırasında bilgisine başvurulan yerel bilirkişi davaya konu 60 numaralı parselin mer'a olduğu yolunda beyanda bulunmuş, 60 numaralı parselin keşfi sırasında bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ise 56 numaralı parselin mer'a niteliği taşıdığını söylemiştir. Mahkemece bu bilirkişilerin usulen belgelendirilen beyanları üzerinde durulmamış, tespit bilirkişilerinin tutanağa aykırı düşen sözlerine değer verilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve çelişen beyanlara dayanılarak hüküm kurulması isabetli olmadığı gibi taşınmazların davacılar tarafından ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı ve tasarrufun hangi tarihte başlayıp ne şekilde sürdürüldüğü hususu üzerinde de durulmadan karar verilmiştir.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle komşu köylerde ikamet eden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek tanıklar huzuruyla taşınmazlar üzerinde ayrı ayrı keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden ne suretle intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, taşınmazın öncesinin kamu orta malı mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu 65 numaralı parsele revizyon gören 937 tahrir yıllı 237 tahrir numaralı vergi kaydı bilirkişi aracılığıyla çıkartılıp kuzeyindeki davaya konu parseli çayır mı çay mı okuduğu hususu açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, taşınmazın niteliğiyle ilgili olarak uzman ziraat mühendisi ve jeologdan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy