(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği Görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamlarında özetle; Çekişmeli parsellere tespit sırasında uygulanan ve davalı tarafın dayanağını oluşturan vergi kayıtlarının çekişmeli parsellere uyup uymadığı, uyuyor ise sabit hudutlu olup olmadığının yöntemince araştırılması, kayıtlar uyuyor ve sabit hudutlu değil ise miktar fazlası üzerinde iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak ve dosyalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davaların reddine, çekişmeli parsellerin komisyon kararları gibi 20 nolu parselin davalı A. Aydın, 22 nolu parselin davalı A. Aydın adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 20 sayılı parsele uygulanan değişmez hudutlu vergi kaydının davaya konu parseli kapsadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilen davalı yararına gerçekleştiği mahallinde yapılan keşif ve uygulamayla belirlendiğine göre Hazine temsilcisinin 20 nolu parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsele ilişkin bölümünün ONANMASINA,
2- Hazine temsilcisinin 22 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince: Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davalının dayanağını oluşturan 937 tahrir yıllı ve 34 tahrir numaralı vergi kaydının sabit hudutlu olup, taşınmazı kapsadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında vergi kaydı hudutlarının gayri sabit olduğuna işaret edilmiş, davalı tarafça bunun akside ispat olunmamıştır. Aksine, sırt hududunun doğu, tepe hududunun güney sınırları tamamen çevrelemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda vergi kaydı miktarı ile geçerlidir. Davalı tarafın taşınmazın tamamı üzerinde aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliğinin tespitten geriye doğru 20 yılı aşkın süreye ulaştığı mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiş, arazinin sınırlama dışında zilyetlikle iktisabına engel bir halin bulunmadığı da saptanmış bulunmaktadır. Hal böyle olunca; sabit hudutlardan başlamak üzere vergi kaydı miktarına 100 dönüm ilave edilmek suretiyle belirlenecek arazinin davalı adına, taşınmazın geri kalan bölümünün de Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu taşınmazın tamamının davalı adına tesciline karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy