(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 873 ve 879 parsel sayılı 67440 ve 41480 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 873 parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiş, 879 parsel kadim köy mer'ası olduğu belirtilerek sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı H. Özkan vekili iskanen tahsis vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 874 parselin eksik tespit edildiği iddiaları ile 873 parselin satın alma irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde dayanarak 879 parselinin adına tespit ve tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 873 parselin 28.10.2004 tarihli bilirkişi krokisinde B ile gösterilen kısmı ile 879 parselin A ile gösterilen kısımlarının 1/3'er hisselerle H. Özkan mirasçıları adlarına, 873 parselin bakiye kısmının hali arazi vasfı ile ve 879 parselin bakiye kısmının mer'a vasfı ile davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davaya konu 873 sayılı parselin temyiz edilen bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilen davacı yararına gerçekleştiği mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi anlatımı ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen kroki ve raporla belirlendiğine göre Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile 873 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Hazine vekilinin 879 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince; mahkemece taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen 14802,509 metrekarelik kısmın kamu orta malı niteliğinde mer'a olmadığı ve bu bölüm üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamın uygun düşmemektedir. Davaya konu parselin dört tarafı kamu orta malı niteliğinde mer'a ile çevrilidir. Kadastro tesbiti sırasında bilgisine başvurulan kişiler buranın öncesinin mer'a olduğunu haber vermişler, tutanak da bu yönde tutulmuştur. Yargılama sırasında arazi başında ifade veren uzman bilirkişi ve tanıklar da tutanağı doğrular tarzda beyanda bulunmuşlardır. Bir kısım tanıklar önceleri çok küçük bir parça halinde mer'anın ortasındaki sürülen arazi bölümünün zamanla genişletildiğini açıkça belirtmişlerdir.
Kadastro tesbit tutanağı, bir kısım uzman bilirkişi ve tanıkların tutanağı doğrulayan beyanları ve arazinin konumu nazara alındığında taşınmazın davacı taraf adına tescile karar verilen bölümünün mer'adan açıldığının kabulü zorunludur. Mahkemece eylemli duruma ve tutanağa aykırı düşen bilimsel ve müşahhas hiçbir gerekçe ve delile dayanmayan tanık ve bilirkişi sözlerine değer verilerek hüküm kurulması doğru değildir. Hal böyle olunca; davanın reddine, taşınmazın tamamının mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece değerlendirmede hataya düşülerek taşınmazın bir bölümünün davacılar adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi taşınmazın kalan bölümünün mer'a olarak sınırlandırılması ve özel siciline yazılması ile yetinilmesi gerekirken Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy