(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Diğer davacıların tüm, davacı Celal İnan'ın diğer temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine; ancak, davacılardan Celal Arif İnan'ın gerek dava dilekçesinde gerekse aşamalarda bildirdiği tapu kayıtları Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı ve yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilip maliki ile davacının (irsi veya akdi) bağlantısı sağlandıktan sonra yerine uygulanıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin 8.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda C ile gösterilen kısmının davacı C. Arif İ. adına tesciline, bakiye ve D ile gösterilen kısmının mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların dayanağını oluşturan Ağustos 289 tarih 13 numaralı tapu kaydının davaya konu parselin 80 dönümlük bölümünü kapsadığı ve taşınmazın bu bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz kamu orta malı mer'a niteliği taşıması nedeniyle sınırlandırılmıştır. Davacılar, yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece tapu kaydı celbedildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiştir. Tapu kaydındaki Kaya ve Yol hudutları her yerde bulunabilen hudutlardır. Kayıtta yazılı Resul tarlasının neresi olduğu kesin olarak saptanmadan tapu kaydının taşınmazın tamamını veya bir bölümünü kapsadığı kabul etmek mümkün değildir. Yargılama sırasında bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların bir bölümü Resul tarlasının davaya konu parselin güneydoğu bölümünde yer aldığını, kadastro tesbiti sırasında davaya konu parsel içerisinde mer'a olarak sınırlandırıldığını ve halen bu bölümün davalı olduğunu ifade etmişlerdir. Mahkemece çekişmeli 204 ada 8 numaralı parsel içerisinde yer alıp halen davası devam eden veya davaya konu edilip yargılaması sonuçlandırılan taşınmaz bölümü bulunup bulunmadığı hususu araştırılmamış ve Resul tarlası kesin olarak belirlenmeden kaydın bu yere uyduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Yetersiz araştırmaya dayanılarak karar verilmesi isabetli değildir.
Sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle davaya konu parsel içerisinde tesbit edilip davaya konu edilen arazi bölümü bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bu davanın dışında halen yargılaması devam eden bir başka uyuşmazlığın varlığı halinde davalar birleştirilmek suretiyle yargılamaya devam edilmeli ve özellikle tapu kaydında hudut olarak gösterilen Resul tarlası ile ilgili açılmış bir davanın varlığının tesbiti halinde bu iki dava mutlaka birleştirilmeli, Resul tarlası ile ilgili davanın sonuçlandırılmış olması halinde dava dosyası celp edilip bu dosya arasına konulduktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek tanıklar huzuruyla keşif icra edilmelidir. Arazi başında icra edilecek keşif sırasında tapu kaydı okunup hudutları yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişiler tarafından gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, özellikle Resul tarlasının tesbiti konusunda bilirkişi ve tanık sözleri ile cereyan etmiş bir dava varsa o dava dosyasından ve komşu parsel bilgilerinden istifade olunmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar krokide işaret ettirilmeli, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy