(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle: Hazinenin sair temyiz itirazlarının reddine ancak, 3402 sayılı Yasa'nın 14.maddesi uyarınca zilyetlikle sulu toprakta 40 dönüm, kuru toprakta 100 dönüm kazanılmasının mümkün olduğu, taşınmazın yüzölçümünün 100 dönümü aştığı gibi mirasçılardan Tahsin ve Ahmet A. adına senetsizden taşınmaz tespit ve tescil edildiği, iştirak halinde mülkiyet söz konusu olup miras bırakan Cemil A.'ın ölüm tarihine göre mirasçıların tamamının sadece 100 dönümlük taşınmaz edinebileceklerinden, Tahsin ve Ahmet'in belgesiz edindikleri taşınmaz miktarları göz önünde tutularak bu miktarların indirilmesinden sonra taşınmazda seçimlik hakları sorularak 100 dönüme tamamlanacak bölümün Cemil A. mirasçıları adına, kalan bölümün Hazine adına tesciline karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu 130 ada 2 parselin teknik bilirkişi raporunda (A) ile kırmızı renkle taranan 3189.18 metrekarelik kısmın Hazine adına tesciline, bu kısma davalıların müdahalesinin men'ine, (B) ile gösterilen yeşil renkle taralı 100000 metrekarelik kısmın Cemil Aslıhan mirasçıları adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, 100 dönümlük bölümü üzerinde Cemil A. mirasçıları adına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazın davalıların murisi Cemil A.'a ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığı, terekesinin iştirak halinde olduğu, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup, arazi üzerinde davalı tarafın aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliğinin tespitten geriye doğru 20 yılı aşkın süreye ulaştığı mahkemece yapılan araştırma ile belirlenmiştir. Aslında taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Uyuşmazlık 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesindeki sınırlamanın nasıl uygulanacağı konusundadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereğince bir kimsenin aynı kadastro çalışma alanı içerisinde belgesiz olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinebileceği toplam arazi miktarı sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönümü geçemez. Yukarıda da belirtildiği üzere muris 1995 tarihinde vefat etmiş olup terekesi iştirak halindedir. Çocuklarının arazi üzerindeki tasarrufları babaya izafeten sürdürülmektedir. Cemil A.'dan intikal edip davalı Tahsin ve Ahmet A. adına tespit edilen taşınmazın miktarı 100 dönümün çok üzerindedir. Bu durumda zilyetliğe dayanılarak Cemil A. mirasçıları adına tescil kararı verilmesi mümkün değildir. Bu durumda Hazinenin davasının kabulüne, taşınmazın tamamının Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy