(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; çekişmeli parsellerin kuzey sınırında eylemli durumda mer'a arazisi bulunduğundan yöntemince mer'a araştırması yapılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 1677 ve 1686 nolu parsellerin Osman Caner adına, diğer parsellerin tesbit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgilerinin olmadığı, kamu orta malı mer'a vasfı taşımadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davaya konu 1676, 1678, 1679, 1685, 1687, 1688, 1677 ve 1686 sayılı parseller 1937 tahrir yıllı 602 tahrir numaralı ve 8000 metrekare tutarlı vergi kaydına dayanarak davalılar adına tesbit edilmiştir. Davalıların dayandığı vergi kaydının geçmişte bir bütün olan bu taşınmazlar için düzenlendiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kaydın sabit hudutlu olup olmadığı konusundadır. Kayıt evrak üzerinde sabit hudutlu görünse dahi taşınmazların eylemli durumda sabit hudutlu olmadığı, kayıtta kuzeyde M.Ceylan hudut gösterilmiş olmasına rağmen eylemli durumda 1689 sayılı kadim mer'a parselinin bulunduğu belirlenmiş bulunmaktadır. Kayıtla eylemli durum arasında çatışma söz konusudur. Bu durumda genel kural eylemli duruma değer verileceği yönündedir. Mer'a hududu genişletilmeye elverişli hudutlardan olup kayıt miktar fazlasının mer'adan elde edildiğinin kabulü zorunludur. Mer'aların zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Her ne kadar arazi başında dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğunu ve 40 yılı aşkın süredir davalı tarafça aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla sürülüp ekildiğini ifade etmişlerse de, resmi kayda ve özellikle davalıların dayandıkları vergi kaydına ve eylemli duruma aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Hal böyle olunca; güneydeki sabit huduttan başlamak üzere vergi kaydı miktarı kadar arazinin davalılar adına tesciline, kalan kısmın mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece resmi kayda ve eylemli duruma aykırı düşen tanık sözlerine değer verilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy