(1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Hazine dava konusu taşınmazların kadastro komisyon kararında adlarına tescil kararı verilen kişileri hasım göstermeksizin Din Görevlileri Yapı Kooperatifini hasım göstererek dava açtığı, davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir davanın bulunmadığı, mahkemece bu olgu ile hükmüne uyulan bozma ilamı içeriğine göre davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekmekte ise de; kadastro tespitinden önce Asliye Hukuk Mahkemesine Din Görevlileri Yapı Kooperatifi tarafından açılan tescil davasında Hazine'nin yasal hasım olduğu, tespitten önce açılan tescil davasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarıldığı ve dava dosyalarının birleştirildiği, böylece taraf koşulunun oluşturulduğunun kabulü gerektiği kaldı ki tescil davasında Hazine yasal hasım olup delillerinin toplanması gerektiği, delillerinin toplandığı ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişme konusu 154 ada 5, 7, 8, 9, 299 sayılı 675, 677, 678, 679, 680, 681, 682, 683, 684, 685, 686 adaların 1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı parseller ile 687, 688, 690, 691, 692 adaların 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 sayılı parsellerinin komisyon kararındaki gibi tespit ve tescillerine, 677 ada 2 parselin malik sütununun Balabey Taşkıran olarak değiştirilmesine, müdahil Mahmut Nuri Dinç, üyelik hakkını satın aldığını söylediği Ahmet Uluğ davalı olmadığından talebinin reddine, 690 ada 1, 29 ve 10 parseller üzerine konulan ihtiyatı tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı Hazine vekili ve temyiz talebi mahkemece süre yönünden red edilen müdahil Mahmut Nuri Dinç tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilenler yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın ziyaına sebebiyet verilmemesi için bozmada işaret edilen hususların tam olarak yerine getirilmesi gerekir. Din Görevlileri Yapı Kooperatifi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davası taşınmazlarla ilgili olarak tutanak düzenlenmiş bulunması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Hukuk Mahkemesinden aktarılan davalarda ilk yapılacak iş, Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesinin mahalline uygulanıp kapsamının belirlenmesi, bir başka ifade ile davaya konu edilen parsellerin saptanmasıdır. Mahkemece bu belirleme yapılmadan yargılamaya devam edilip sonuçlandırılması doğru değildir. Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde karar başlığında nelerin yer alacağı ayrı ayrı belirtilmiştir. Bunlardan biride davanın taraflarının isim, şöhret ve ikamet adresleridir. Yargılama sırasında davaya katılma isteğinde bulunan Ali Suekinci, Balabay Taşkıran, Lütfi Aksu, Ramazan Çifter, Taksin Ulusoy, Medet Kabak, Şengül Dinç, Mahmut Nuri Dinç ve Şeref Birdal'ın karar başlığında gösterilmemeleri, talepleri hakkında gerekli incelemenin yapılıp bir karar verilmemesi ve kararın kendilerine tebliğ olunmaması da usul ve yasaya aykırıdır. Bütün bunlardan ayrı olarak bozmaya uyulduğu halde taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri istenip, bu delillerin mahallinde keşif yapılmak suretiyle değerlendirilmemesi, taşınmazların bulunduğu bölgenin Askeri yasak mıntıka olup olmadığının kesin olarak saptanması, kamulaştırılma iddiası bulunduğu halde kamulaştırma ile ilgili tüm belgelerin getirtilip uygulanmak suretiyle kapsamlarının belirlenmemesi de isabetli değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan iddia ve savunmaları ile delilleri sorulup celbedilmeli, varsa kamulaştırma haritası ve ilgili tüm belgeler getirtilip dosyaya konulduktan ve taşınmazların bulunduğu bölgenin Askeri yasak mıntıka olup olmadığı kesin olarak saptandıktan sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunmalıdır. Keşif sırasında kamulaştırma belgeleri ve haritası, tarafların tapu kayıtları, Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçeleri ayrı ayrı okunup mahalline uygulanmak suretiyle kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi, davaya konu olduğu halde 689 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 sayılı parseller hakkında hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırı, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy