(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 117 ada 18, 19, 20 parsel sayılı 9838.60, 7347.59, 7627.59 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, ifraz ve taksim, irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 18 ve 19 parseller Kerim Aydemir, 20 parsel Yaşar Çiçe adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazlara uygulanan tapu kaydı miktar fazlasının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu 117 ada 18, 19, 20 numaralı parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tesbite esas olan ve davalıların dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının sabit hudutlu olup, taşınmazları çevrelediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, uygulama ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar Hazinenin temlikiyle oluşan 22.11.956 tarih, 55 ve 56 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak tesbit edilmiştir. Hazine, kayıt miktar fazlasının Hazine'ye ait olduğu ve miktar fazlası olan arazinin zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı nedenine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dayanılan tapu kaydı getirtildiği halde mahalline uygulanmamış, tapu kayıtlarının dayanağı olan ve toprak komisyonunca meydana getirilen belirtmelik tutanak ve ekleri ile tüm komşu parsellerin tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip uygulamada bu kayıtlardan yararlanılmamıştır. Tapu kayıtlarının tetkikinden de anlaşılacağı üzere, 22.11.956 tarih 55 numaralı tapu kaydının batı hududu ile aynı tarih ve 56 numaralı tapu kaydının doğu, batı ve güney hudutları metruke okumaktadır. Bu tür araziler yasaları gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup, zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmamaktadır. Davalıların tapu kayıt miktarından fazla yeri iktisap edebilmeleri için dayandıkları tapu kaydında metruke olarak gösterilen hudutların Hazine tarafından 3. şahıslara dağıtılmış olduğunun belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmaması doğru bulunmamaktadır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle toprak komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sırasında düzenlenen belirtmelik tutanak ve haritalarıyla dağıtım cetvelleri komşu parsellerin tutanaklarıyla varsa dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir.
Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında tespite esas olan 22.11.956 tarih 55 ve 56 numaralı tapu kayıtları, haritaları, belirtmelik tutanak ve ekleri ayrı ayrı uygulanıp hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtta yazılı olup, yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların belirlenmesi için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir.
Dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, tapu kayıtlarında hudut olarak gösterilen metruke arazilerin dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı, dağıtıma tabi tutulmuş ise kime verildiği ve halen kim tarafından kullanıldığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin ve özellikle metruke olarak gösterilen hudutların dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı hususundaki beyanlarının doğruluğu, komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberde getirilecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir tapu kayıtlarının metruke olarak okuduğu hudutların dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı hususunu gösterir kroki ve rapor düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin kadastro ve belirtmelik tutanağındaki beyanlara aykırı düşmesi halinde bu tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy