(3402 S. K. m. 14)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 424 ve 507 parsel sayılı 10240, 9520 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, sonradan Kadastro Mahkemesinin tespit tarihinde derdest davanın bulunmaması nedeniyle kadastro tespitinin tamamlanması, malik hanelerinin doldurulmasına ilişkin kararı üzerine imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı Ömer adına tesit edilmiştir. Davacı Hüseyin, yasal süresi içinde taşınmazların ortak murisleri babasından kaldığı ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddi ile çekişme konusu 424 ve 507 parsel sayılı taşınmazların davalı Ömer mirasçıları adlarına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hüseyin mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kök muris Mehmet'ten kaldığının ispat edilemediği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine ve taşınmazların Ömer mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazların tarafların kök murisi Mehmet'e mi ait olduğu ya da davalı Ömer tarafından imar ihya edilmek suretiyle mi meydana getirdiği konusundadır. Mahkemece mahallinde yapılan ilk keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazların tarafların murisinden intikal ettiğini ve mirasçılar arasında taksim edilmediğini bildirdikleri halde ikinci keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin fundalık ve çalılık olduğunu, davalı Ömer'in 50 yıl kadar önce imar ihya etmek suretiyle tarla durumuna getirdiğini ve Ömer tarafından kullanıldığını, gayri menkullerde kök murisin ilgisinin olmaması nedeniyle murisin terekesi taksim edilirken bu taşınmazların taksim dışı bırakıldığını bildirmişlerdir. İlk keşifte dinlenen bir kısım bilirkişi ve tanıkların vefat etmiş olması nedeniyle beyanlar arasındaki mübayenet giderilememiş ve taşınmazların kök muristen kaldığının ispat edilememesi gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Taşınmazların öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu ve kim tarafından ne suretle kullanıldığı hususunda mahkemece toplanan deliller hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Bu tür eksik soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Öncelikle taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri sorulup celp edilmeli, taşınmazları kenardan çevreleyen parsellerin tamamının onaylı tutanak suretleri ile varsa dayanağı olan belgeler ve kök muristen intikal edip mirasçılar adına tespit edilen veya yargı yoluyla maliki belirlenen taşınmazlarla ilgili tutanak suretleri ve dava dosyaları getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde bilirkişi ve tanıklar huzuru ile keşif icra edilmelidir. Arazilerin başında dinlenecek tüm bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, taşlık, pırnallık ve çalılık ise hangi tarihte kim tarafından ihyaya başlandığı ve ihyanın hangi tarihte bitirildiği, tarafların kök murisi Mehmet'e ait ise O'nun ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise bu parsellerin kime isabet ettiği, taksim dışı bırakılmış ise bunun hangi sebebe dayandığı, taşınmazların kadastro tespitinden önce kim tarafından ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, daha önce yapılan kadastro tespitleri ve keşifler sırasında beyanları tespit edilen kişilerin beyanları okunup ifadeler arasındaki farklılığın nedeni sorulup onların giderilmesine çalışılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılık giderilmeli, muristen intikal edip mirasçılar adına tespit edilen taşınmazlarla ilgili tutanaklar ve dava dosyaları tetkik edilip bu parsellerin taksime konu edilip edilmediği, taksim dışı bırakılmış ise ne sebeple taksim dışı bırakıldığı hususu üzerinde durulmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy