(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 3 parsel sayılı 153.02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Osman Ergin adına tespit edilmiştir. Davacı Erdoğan Uysal, yasal süresi içinde taşınmazın murisinden kendisine intikal edip zilyetliğinde bulunduğu, kök muris adına vergide kayıtlı olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Recep Çıtak, taşınmazın ortak kök muris Mustafa'dan intikal edip, taksim edilmediği iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişme konusu 104 ada 3 parselin tespit gibi Osman Ergin adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Erdoğan Uysal tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve iktisap şartlarının davalı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece kararlaştırılan keşif gününde arazi başında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile duruşmada dinlenen tanık beyanları arasında açık çelişki bulunmaktadır. Mahkemece bu çelişkinin giderilmesine çalışılmaması isabetsiz olduğu gibi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gereğince zilyet tanıklarının arazi başında dinlenmesi zorunlu bulunmasına rağmen tanıklar İrfan Yıldırım, Recep Çıtak ve Talip Uysal'ın duruşmada dinlenilmesi de doğru değildir. Ayrıca taşınmaz üzerindeki bademlerin davalı tarafından dikilmiş olduğu bir kısım tanıklarca ifade edilmiş olmasına rağmen söz konusu bademlerin yaşı ve sıklığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmaması ve komisyonca yapılan tahkikat sırasında tespite aykırı beyanda bulunan kişilerin mahkemece re'sen celbedilip dinlenilmemesi usule aykırıdır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri sorulup celbedilmeli, bundan sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunmalıdır. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın dayanağını oluşturan vergi kaydı uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, davacının murisine ait ise davacı tarafça davalıya satılıp satılmadığı, satılmışsa karşılığında ne alındığı, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki bademlerin hangi tarihte ve kim tarafından dikildiği ve meyvelerinin kim tarafından toplandığı, taşınmaz davalı tarafça kullanılıyor ise bu kullanmanın neye dayalı olduğu etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak sureti ile bu aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda ve komisyon tahkikat zaptında yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri ile idari tahkikat tutanağında isimleri yazılı tüm şahıslar tanık sıfatı ile ve gerekirse yüzleştirme yapılmak sureti ile dinlenilip taşınmazın kime ait olduğu kesin olarak belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beraberde götürülecek uzman ziraat mühendisinden taşınmazın niteliği, konumu, üzerindeki ağaçların yaşları ve sıklıkları hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Yetersiz inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy