(1086 S. K. m. 240, 241)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Kerem vekili ile aleyhine temyiz istenilen Osman vekili geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 257 ada 70, 258 ada 5 parsel sayılı 2183,39 ve 9.758.91 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda çekişmeli parsellerin davalı Osman Peker adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın öncesinin davacıya ait iken 1984 yılında davalıya satılıp teslim edildiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı elatmanın önlenmesi davasıyla hudutları dilekçede yazılı taşınmazın Kürt İbrahim oğlu Süleyman'a ait iken O'nun ölümü ile mirasçılarına ve mirasçılar arasında yapılan taksimle de kendisine isabet ettiğini ifadeyle taşınmazı davalıya para faizsiz tarla icarsız olarak verdiğini ancak, noter aracılığıyla ihdarname göndermesine rağmen davalının arazisini terketmediğini belirterek davalının müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın devam ettiği sırada taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının başlaması ve dava dilekçesinde yazılı taşınmazla ilgili tutanağın düzenlenmiş olması nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı taraf tapu kaydına ve tanık beyanlarına, davalı taraf ise satın alma senediyle tanık ifadelerine dayanmışlardır. Yaptırılan inceleme sonucunda senetteki imzanın davacının eli mahsulü olduğu belirlenememiştir. Mahkemece tarafların gösterdikleri tanıkların tamamı dinlenmeden davalıya re'sen teklif edilen yeminin eda edilmesi üzerine davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Davalının dayanağını oluşturan satışla ilgili senedin sağlıklı olduğu kesin olarak belirlenemediğine göre tarafların bildirdikleri tüm delillerin celbedilip değerlendirilmesi, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilmiş olması nedeniyle mahkemece gerçek malik araştırılması yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekir.
Davacı, tapu kaydına ve delil listesinde ismi yazılı tanıkların beyanlarına dayanmıştır.
Mahkemece tapu kaydı getirtilip uygulanmadığı gibi davacının delil listesinde ismi yazılı tanıklar Salih, Hurşit, Mustafa ve Mükremin dinlenmemişlerdir. Ayrıca davalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 990/16 ve 997/30 sayılı dava dosyalarına ve tanık listesinde ismi yazılı şahısların ifadelerine dayanmıştır. Yine mahkemece dayanılan dava dosyaları getirtilip incelenmemiş, davalının delil listesinde isimleri yazılı M.Ali, İbrahim e Ali dinlenmeden yukarda belirtildiği şekilde re'sen yemin teklif edilerek hüküm kurulmuştur.
Tarafların delil listelerini bildirdikleri delillerin celp ve değerlendirilmesi yapılmadan ve dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilmiş olup mahkemece re'sen gerçek malik araştırılması yapılması gerektiği düşünülmeden yemine dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır. Dosya bu safaatta iken eda edilen yemin hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Hal böyle olunca tarafların bildirdikleri dava dosyaları ve tapu kayıtları celbedilip mahalline uygulanmalı, taraf tanıkları arazi başında dinlenilip taşınmazın davacı tarafından davalıya devredilmesinin satışa dayalı olup olmadığı taşınmaz üzerinde davada taraf olmayan üçüncü kişilerin hakkının bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmü BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 400.00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacı tarafa verilmesine 12.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy