(3402 S. K. m. 12) (2863 S. K. m. 2, 6, 11, 15, 17, 21) (1086 S. K. m. 435, 437)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 190 ada 24 ve 61 ile 195 ada 34, 36, 38, 50, 63 ve 71 parsel sayılı 5321.95 ve 2002.32 metrekare ile 2436.61, 1897.56, 4336.15, 3343.76, 3541.50 ve 3528.45 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 190 ada 24, 195 ada 34, 38 ve 50 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, 190 ada 61, 195 ada 36, 63 ve 71 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Katerin'e ait olmakla birlikte zilyetliğin 25 yıl kadar önce terki nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Katerin vekilleri, yasal süresi içinde irsen intikal, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 190 ada 24 ve 61 parseller ile 195 ada 34, 36, 38, 50, 63 ve 71 parsellerin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların davacıya atasından intikal ettiği belirtilmiş, ancak; davacı tarafından terk edilmiş olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Mahkemece tespite aykırı sonuca varıldığı halde tüm tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmaması doğru değildir. Ayrıca, davacının Yunanistan'da yaşadığı, yaz aylarında taşınmazların bulunduğu çalışma alanına gelip kısa bir süre kaldığı bütün tanıklarca ifade edilmiştir. 20 seneyi aşkın süre gayrimenkullerle ilişkinin bu surette kesilmiş olmasının terk iradesine dayalı olup olmadığının yeterli şekilde araştırılmaması, özellikle vergide kayıtlı olan parsellerin vergisinin yatırılıp yatırılmadığı, yatırılmışsa kim tarafından ve ne zaman yatırıldığı hususunun soruşturulup saptanmaması, verginin yatırılmaması durumunun terk idaresinin bir göstergesi olup olmayacağının tartışılmaması da isabetli bulunmamaktadır. Bütün bunlardan ayrı olarak davalı tarafça çekişmeli taşınmazların sit alanı içerisinde bulunduğu, bu nedenle zilyetlikle iktisaplarının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Mahkemece taşınmazların 2863 sayılı Yasa kapsamına giren yerlerden olup olmadığının araştırılmaması, sit alanı içerisinde kalıp kalmadığının, üzerinde tabiat ve kültür varlığı barındırıp barındırmadığının koruma kurulu aracılığı ile belirlenmemesi de yasaya aykırıdır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazların korunması gerekli tabiat ve kültür varlıklarını barındırıp barındırmadığı, sit alanları içerisinde yer alıp almadığı, koruma kurulu aracılığı ile belirlenmeli, taşınmazların vergilerinin ödenip ödenmediği, ödenmişse kim tarafından hangi tarihlerde ödendiği ilgili daireden sorulup saptanmalı, tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında ayrı ayrı icra edilecek keşifler sırasında taşınmazın niteliği, intikali, kullanımı hususunda bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, koruma kurulu kararları ile vergi kayıtları uygulanıp kapsamları belirlenmeli uzman bilirkişiden taşınmazların korunmayı gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliği taşıyıp taşınmadığı veya üzerinde bu tür bir varlığı barındırıp barındırmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, davacının taşınmazlarla ilişkisinin yukarıda belirtildiği şekilde sürdüğünün saptanması halinde bu ilişkinin zilyetlikle mülk edinme için yeterli olup olmadığı, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi durumunda terkin varlığına delil sayılıp sayılamayacağı tartışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy