(3402 S. K. m. 9) (1086 S. K. m. 187)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 154 ada 18 parsel sayılı 40.491.90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 154 ada 18 numaralı parselin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davacı Ömer tarafından 10.8.1984 havale tarihli dilekçe ile Hazine ve Belediye Başkanlığı hasım gösterilmek suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davasının yargılaması sırasında davacı dava dilekçesinin ( c ) bendinde yazılı olan ve bilahare kadastro tespiti sırasında 154 ada 18 parsel numarası ile sınırlandırılacak bulunan taşınmaz ile ilgili davayı 8.7.1994 tarihinde atiye bırakmıştır. Söz konusu 154 ada 18 numaralı parselle ilgili kadastro tespiti ise 5.1.1998 tarihinde davalı olduğundan bahsedilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle yapılmıştır. Görüleceği üzere bu taşınmaz ile ilgili dava tespitten 4 yıl önce atiye bırakılmış ve taraflarca takip edilmemiştir. Bir başka ifade ile tespit tarihinde bu taşınmazla ilgili derdest bir dava bulunmamaktadır.
Bu durumda taşınmazın tespitten önce davalı olduğundan söz edilerek malikhanesinin açık bırakılması mümkün değildir. Hal böyle olunca; taşınmazın öncesinin davalı olmadığı nazara alınarak, tutanak ve eklerinin Kadastro Müdürlüğü'ne devri ile normal usullere göre taşınmazın kadastrosunun tamamlattırılması gerekir.
Sonuç: Öncesi davalı olmadığı halde davalı olduğu kabul edilerek işin esasına girilip yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy