(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 104 Ada 328 parsel sayılı 446 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Selver adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin tamamı 4 hisse kabul edilerek 1 hissenin davacı, 3 hissenin de davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının taşınmaz üzerinde bir hakkının olmadığı dosya kapsamı ile belirlenmiş olmasına göre davalı vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı Nuri vekilinin temyizine gelince: Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı Mehmet'e ait iken ölümü ile çocukları Mehmet, Ali, Selver ve Emine'ye kaldığı, Ali ve Emine'nin hisselerini davalı Selver'e verip Mehmet'inde hissenin davacı Nuri'ye sattığı, bu suretle taşınmazın 1/4'ünün davacı 3/4'ününde davalıya ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazın kök muris Mehmet'e ait iken ölüm ile çocukları Mehmet, Emine, Selver ve Ali'ye kaldığı, mirasçılar arasında 30 yılı aşkın süre önce yapılan taksimle buranın mirasçılardan Mehmet'e intikal edip O'nunda davacıya sattığı ve eklemeli zilyetliğin aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla tespitten geriye doğru 40 yıla ulaştığı, davalının taşınmaz üzerinde bir tasarrufunun bulunmadığı, bu suretle taşınmazın tamamı üzerinde davacı taraf yararına mülk edinme şartlarının gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu durumda davanın kabulüne, taşınmazın tamamının davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir.
Bir an için taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksimde yalnız davalıya veya davalı ile birlikte bir başka mirasçıya intikal ettiği düşünülse dahi varılacak sonuç aynı olacaktır. Zira, mirasçılar arasında yapılan taksim, iştirak halinde mülkiyeti sona erdirip, müşterek mülkiyete dönüştürmüştür. Müşterek mülkiyette mirasçılarından birinin, diğerine isabet eden taşınmazı zilyetlik yoluyla iktisabını engeller bir hüküm bulunmamaktır. Davacı ve bayinin kullanımı da malik sıfatı ile olup süre tespitten geriye doğru yirmi yılı aşmıştır. Bu nedenle taşınmazın tamamının yukarıda da ifade edildiği gibi davacı adına tescile karar vermek gerekir.
Sonuç: Mahkemece değerlendirmede hataya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy