(3402 S. K. m. 25)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Oğuz ile aleyhine temyiz istenilen Şahabettin vekili geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 330 ada 5 parsel sayılı 6373 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, ifraz, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve tutanağın beyanlar hanesine üzerindeki üzüm ve meyve ağaçlarının 1/2 hissesinin Şükrü, 1/2 hissesinin Remzi mirasçılarına ait olduğu şerhi yazılarak Şerife ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacılar, şifai sözleşme gereğince taşınmazın 1/2 hissesinin kendilerine ait olduğu iddiasına dayanarak yasal süresi içinde dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve çekişmeli parselin 1/2 hissesinin Şükrü mirasçıları, 1/2 hissesinin ise Remzi mirasçıları olan davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Gülsüm, Şerife, Oğuz ve Remziye tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu 330 ada 5 sayılı parselin tespite esas olan ve davalıların dayanağını oluşturan Şubat 1940 tarih 17 nolu tapu kaydının kapsamında kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Kadastro tespitinden önce yapıldığı söylenen sözleşmeye göre taşınmazın 1/2'sinin davacılar adına tesciline karar verilip verilmeyeceği konusundadır. Davacı taraf, Kadastro tespitinden önce davalıların murisi ile aralarında sözleşme yaptıklarını, bu sözleşme gereğince nizalı parsel üzerine ağaç dikip yetiştirdiklerini, bu emeğe karşılık olmak üzere arazinin 1/2'sinin kendi adlarına tescilinin kararlaştırıldığını ifade ile taşınmazın bu bölümün tescilini talep etmişlerdir. Davalılar, davacı ile aralarındaki ilişkinin mülkiyete ait olmayıp kiracılık ilişkisi olduğunu, ağaç yetiştirme karşılığı taşınmazın 1/2'sinin davacılara devri gibi bir durumun bulunmadığını bildirmişlerdir. Davacıların iddiasına göre davacıların hakkı ihdasi nitelikte yani yenilik doğurucu bir haktır. İhdasi nitelikteki hak hükümle meydana gelecektir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesi gereğince, Mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren davalara Kadastro Mahkemesinde bakılamaz. Bu itibarla davacıların talebi yönünden Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine tevdiine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesi gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy