(1086 S. K. m. 163, 487) (3402 S. K. m. 36) (Tebligat Tüz. m. 12)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 147 ada 1 parsel sayılı 113630.81 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ham toprak vasıflı yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Faruk yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı vekili tarafın keşif avansın yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş isede; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bir diğer ifade ile taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtların celbedilip dosya'ya konulması, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi ve dosyada bu yönden bir eksiğin bulunmaması gerekir. Bundan sonra keşifle ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Taraflardan tanıklarının isimlerini bildirir liste alınıp onların arazi başında hazır olmalarının temini bakımından mahkemece davetiye çıkarılamadığı için dosya keşfe hazır olmadığı gibi, hükme esas alınan 24.8.2004 tarihli ara kararı da, mahkeme heyetine yapılacak ödemelerin kalemler halinde gösterilmemesi, tanıklara ödenecek ücretin belirlenip adlarına davetiye çıkarılmasının hüküm altına alınamaması ihtarın yasadaki şekline uygun bulunmaması ve bilirkişi adaylarına çıkarılacak davetiyeler için öngörülen sürenin yeterli olmaması nedeniyle yasaya uygun bulunmamaktadır. Yasada öngörülen şekle uygun olmayan bir ara kararına dayanılarak keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilemez. Keşif günü belirlenirken dosyanın keşfe hazır olmasının göz ardı edilmemesi gerektiği gibi, süreler tayin edilirken de Tebligat Tüzüğünün 12. maddesinin mutlaka gözönünde bulundurulması icabeder. Tüzüğün anılan maddesine göre "Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev'i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayın edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddetler, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacak 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz" hükmü yer almış bulunmaktadır. Dosyanın keşfe hazır olmadığı ve ara kararının da yasaya uygun düzenlenmediği açıktır. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15.9.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy