(2004 S. K. m. 344) (5252 S. K. m. 7, 9) (5271 S. K. m. 223, 232, 309) (5237 S. K. m. 7) (5326 S. K. m. 24)
Dava: Nafaka borcunu ödememek suçundan sanık H. Ş.'in 5358 sayılı Kanun'da değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, Karacasu İcra Mahkemesinin 30.09.2005/ tarih ve 2005/16-11 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2005 tarihli ve 2005/1118-1092 sayılı kararına kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 02.06.2006 gün ve 23532 sayılı Yazılı emrini içeren Yargıtay C:Başsavcılığının 14.06.2006 gün ve Y.E 2006/130624 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası daireye gönderilmekle incelendi.
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, hükmün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı kanunla değişik 2004/ sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş ise de, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlülük ve Uygulanan Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı kanunla değişik 7.maddesi 1. fıkrasında "Kanunlarda hafif hapis ve hafif para cezası öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür."şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı kanunun 7.maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehin olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232.maddesinin 6.fıkrasına ayrılık teşkil edecek ve mahkemesince infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkumiyete esas sürenin belirlenmemiş olması isabetsiz olduğundan, açılan hükmün 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanunun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
Karar: Dosya kapsamına göre, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı kanunun 3. maddesi ile değişik 7.maddesinin 1. fıkrası ile kanunlarda hafif hapis, hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür. Yine 1 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip, aynı gün mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İİK.'nunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 Sayılı Kanun'un 7.maddesi ile İIK.'nun 344. maddesindeki eylemin müeyyidesi 3 aya kadar tazyik hapsine dönüştürülmüş. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7.maddesi göz önünde tutulduğundan 5349 sayılı yasa ile değişik 5252 sayılı kanunun 7.maddesi sanığın lehine olduğundan aynı maddenin 1.fıkra 1.cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası nın 24. ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddelerine göre müeyyidenin İcra Mahkemesince idari para cezası olarak belirlenmesi gerekir.
Öte yandan kabule göre de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının Gerekeceği Hususlar başlıklı 232.maddesinin 6.fıkrasında Hüküm fıkrasında 223.maddeye göre verilen ceza miktarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir" şeklindeki düzenlemeye rağmen, infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkumiyete esas sürenin net olarak belirtilmeyip, sanığın nafaka borcunu ödememe eyleminden dolayı 3 aya kadar Tazyik Hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının yazılı emre atfen tebliğname yerinde görülmekle ve kanuna aykırılık halinin giderilmesinin ile başkaca hallinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Yazılı Emre dayanan ihbarnamedeki düşünce gibi ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/1118-1092 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK nın 309,maddesi uyarınca bozulmasına 18.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy